Biz de mi dinlenmiştik.. ?

 

Tarih 10 Şubat 2006.

Ertesi gün başbakan Mersin'e gelecekti. Bizler de UNKODER olarak bu gezi sırasında başbakana ulaşmak ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan düzenlemeler hakkındaki raporumuzu sunmak için yöntemler arıyorduk.

Bu nedenle hem yönetim kurulu olarak aramızda hem de üyelerle görüşmeler yapıyor ve başbakana doğrudan ulaşma yolları bulmaya çalışıyorduk.

Doğal olarak çok farklı görüşler alıyorduk.

Başkan yardımcımız Cahit Saraçoğlu, aynı zamanda MUSİAD üyesiydi. MUSİAD il yönetim kurulu başkanı ile görüşerek UNKODER olarak başbakana bir rapor sunmak istediğimizi iletmiş ve ondan destek istemişti.

MUSİAD başkanı da cevaben HİLTON OTEL'de başbakanla toplantı yapacaklarını, Cahit beyin de bu toplantıya katılarak raporumuzu doğrudan başbakana sunmasını istemişti. Tabii bu çok önemli bir durumdu ve derhal kapsamlı bir rapor hazırlamak gerekiyordu.

Ben derhal ofisime kapanarak rapor çalışmasına başladım. Bu sırada telefonum çaldı. Arayan yönetim kurulu üyemiz Karamülazım Alkaşi'ydi.

Bir kaç üye ile birlikte kendi yazıhanesinde toplanmışlar ve üyelerden bazıları, Mersin girişinde bulunan nakliye sitesi önünde başbakanın aracının önü kesilerek PANKART açılmasını ve karayolu düzenlemelerinin protesto edilmesini teklif etmişler.

Bu konuyu ele alacağımızı ama hali hazırda başbakana doğrudan ulaşma ve rapor sunma konusunda başarıya ulaştığımızı, MUSİAD heyetiyle birlikte olacak yönetim kurulu üyemiz Cahit Saraçoğlu'nun  başbakana raporumuzu vereceğini bildirerek telefonu kapadım.

Bu görüşmenin üzerinden 10-15 dakika gibi bir zaman geçti. Bu sefer cep telefonum çaldı. Arayan aynı zamanda akrabam olan UND üyesi bir nakliyeciydi (OÖ). Benden acilen kendisine uğramamı istedi.. Bir rapor hazırladığımı ve dışarı çıkamayacağımı söylediğimde ''hayati önemi var'' diyerek hemen kendisini görmem gerektiğini ısrarla belirtti.

Ben de iyiden iyiye meraklandım. Acaba UND başkanından önemli bir mesaj mı var diye düşündüm. Çünkü kendisi de UND yönetimindeydi.

Bir kaç dakika içerisinde OÖ'nün ofisine ulaştım. Beni odasına alarak kapıyı kapadı. Soran gözlerle kendisine baktım.

-''Şu anda Emniyet Müdürlüğünden geliyorum..'' dedi.

-'' Siz yarın başbakan Mersin'e girerken nakliye sitesi önünde pankart açıp önünü kesecekmişsiniz..'' dedi.

Hayretle kendisine baktım. Böyle bir konuşmanın telefonda yarım saat kadar önce yapıldığını hatırladım. Emniyet, bu konuşmadan nasıl hemen haberdar olmuştu..?

-''Öyle bir şey yok'' deyince,

-''Seni göz altına alacaklar, nakliye sitesi önünde tedbir alınacak, eğer böyle bir şey yapacaksanız vazgeçin'' dedi.

Bunun üzerine kendisine olanı biteni olduğu gibi anlattım. Böyle bir teklifin geldiğini ama bizim MUSİAD vasıtasıyla Hilton Otel'de başbakanla buluşacağımızı ve kendisine yazılı rapor sunacağımızı, bu nedenle böyle bir eylemin olmayacağını kesin bir dille ifade ettim.

Ben ordayken hemen Emniyet Müdürlüğü'nü aradı. Görüştüğü kişiye benim yanında olduğumu ve pankart açma eyleminin olmayacağını çünkü MUSİAD vasıtasıyla ayarlanmış bir görüşmemizin olduğu bilgisini verdi.

Raporu hazırlamak üzere ofisime döndüğüm zaman yönetim kurulundaki arkadaşları arayarak durumdan haberdar ettim.

Özetle, bizim de bir tele-kulak tecrübemiz oldu.