Taşımacının İSTANBUL Engelli koşusu...
Kendi ekonomisine çelme takan zihniyet,  İstanbul'a iktidar olmuş...
   

 

Taşımacılar için İSTANBUL, deveye hendek atlatmanın, köprüyü geçmekten daha kolay olduğu yerdir.. Rekabetin her anlamda ve alanda hızla arttığı günümüzde, nakliye işini üstlenen için, müşteri memnuniyeti elde edebileceği en önemli unsurların başında, sunduğu hizmetlerin ekonomik olmasından da önce seri ve zamanında gerçekleşmesi gelmektedir.

Şirketler, taşımalarının ekonomik olması kadar seri olması için de alternatif arayışlar peşindedirler. Taşınan yükün zamanında yerinde olması, onun ekonomik değerini arttıran önemli bir etmendir.

Bunu herkes böylece bilir ama taşımada aksama olmaz mı hiç? Tabii ki olur, ama bu gecikmelerin anlaşılabilir gerekçeleri de mutlaka vardır. Fakat dünyanın hiçbir yerinde 10 saat gibi uzunca bir süre köprüden geçememe bahanesi yoktur.

Trafik sorununa çözüm olarak düşünülen bu yasak, maalesef ilkelliğin en güzel örneğidir. Düşünün bir kere araç sayısı çok, yollar kalabalık diye, ticari yük taşıyan araçları günün 10 saati hapset. Evet, insanlar evlerine daha erken ulaşsın ama bunun zararı neden benim taşıttığım, senin taşıdığın yükün sahibine olsun. Birilerinin daha rahat ulaşım yapmasının bedelini neden nakliyeciler ödesin? Yavaş yavaş akan trafiğin içinde neden onlar da (en azından tahsis edilecek belli şeritlerde) yer almasınlar?

Ticaret, bugün hayatın kendisi olmuş. O halde neden kısacık bir günün hemen hemen yarısında bu hayatı durduruyoruz ?

                        

                                     Büyük -hızlı  ve acımasız balıklar düzeni

Küreselleşme denen olgu, eskinin büyük balıklarını daha da büyüterek bugün bir canavar haline getirdi. Onlar, kamunun da katkısıyla kurdukları sofrada hem küçük balıkları hem de yavaş balıkları büyük bir iştahla midelerine indiriyorlar.

Bu karışık ortamda görüyoruz ki; her kesim kendi ayağına basıldığında sesini yükseltmekte, diğer zamanlarda ise olanları hafif bir tebessümle izlemektedir. Nedense çok az kimse sorunları bir bütün olarak ele alıp çözüm için çalışmaktadır.

                                                      Ben mi, biz mi önemli ?

Köprü geçişlerindeki kısıtlama sadece C2 ve L2 belgeli araçların sorunu mu? İhracata giden yük kadar, fabrikaya giden hammadde de önemlidir. Hastaneye taşınan ilaç da önemlidir. Ortada bir zarar veya kayıp varsa bundan dışarıya giden araç kadar içeride çalışan araç da aynı oranda etkilenmektedir.

Yeri gelmişken ÖTV ve KDV istisnası ile ilgili Kanuna da değinmek istiyorum. ÖTV ve KDV istisnası sağlayan bu yasal uygulama, C2 – L2 belge sahiplerini mi yoksa ihracatı desteklemek için yapıldı? Transit yük taşıyan ya da boş çıkış yapan araçlar bundan yararlanmadığına göre demek oluyor ki bu yasal düzenleme İHRACATI TEŞVİK için çıkarılmıştır.

Peki, ama ihracata yönelik bu yükler sadece C2 – L2 belgeli araçlarla taşınarak mı yurt dışı ediliyor? 

Hayır!

Bugün herkes iyi bilmektedir ki; ihracat yüklerimizin büyük bir çoğunluğu deniz yoluyla taşınmaktadır. Peki, bu malları limanlara taşıyan araçlar için neden KDV-ÖTV istisnası düşünülmüyor?

Bu bir ayrımcılık değil mi? İçeride ihracat yükünü taşıyana vergi yükü ekle, doğrudan dışarı götüreni kolla.

Böyle düşünüldüğü zaman bu teşvik, ihracatçıdan ziyade uluslararası taşımacılık yapanları teşvik etmek olmuyor mu ?

Taban fiyat alınca sevinen kooperatif başkanlarımıza sesleniyorum, lütfen hakkınızı arayın.

Vurgulamak istediğim husus, adil olmak… Kendimiz için ne istiyorsak, komşumuz için de aynısını istemek…

Taşıma faaliyetimiz engellenebilir mi ?

4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununa göre ENGELLENEMEZ ! Kanunun 5nci maddesine göre taşımalar, diğer taşımacılar veya üçüncü şahıslar tarafından engellenemez…

Peki araçları günün 10 saati köprüye sokmayarak taşımalara engel olan bu güç kim? Hangi hakla ticari faaliyet askıya alınmaktadır? Bu kısıtlama ile nakliyecinin taşımacılık faaliyeti kısıtlandığı gibi tüccarların da ticari faaliyetleri kısıtlanmış olmaktadır. Yani darbe, herkese aynı oranda vurulmaktadır.

Peki, ne yapmamız gerekiyor? Belge farkı gözetmeksizin, iç-dış demeden bütün nakliyeciler, organizatörler, kooperatifler ve hatta İstanbul Ticaret Odası bir araya gelerek bu kısıtlamanın kaldırılması için ilgili kanun maddesine gönderme yaparak Ulaştırma Bakanlığı ve diğer ilgili birimlerle temasa geçmelidirler…

Bu temaslardan olumlu bir sonuç alınmadığı takdirde, taşıma faaliyetine engel olanlar hakkında yasal yollara başvurulmalıdır…

Güçlü bir platform ile en azından bu konuda birlikte yola çıkmaya hazır mıyız?