|
Serap KALAYCI 'dan YALÇIN DOĞAN 'a mektup... |
|||
|
AĞLAYANIN MALI... |
|
||
|
Sayın Yalçın bey,
Uluslararası Taşıma sektoründe 22 yıldır
hizmet eden bir kişi olarak yazacaklarım sizi başka bir açıdan
bilgilendirmeyi amaclamaktadır.
Karayolu Taşıma Kanunu ve ona bağlı olarak
hazırlanan yonetmeliği, meslek kurulusları ve Ticaret Odalaları olarak
kapsamlı bir şekilde inceleyerek geçtiğimiz 2,5 yıl içinde Bakanlık
yetkilileri ile defalarca görüştük.
AKP Hükümeti tuhaf bir şekilde, bir çok
konuda olduğu gibi bu konuda da sektörün ihtiyaçlarını ve uygulama
imkansızlıklarını reddederek geri adım atmama konusunda diretti.
Bu inatları sonucunda, bütün Ulaştırma
sektörünü "Lisans Ücreti " aldatmacası ile haraca bagladılar.
Türkiye'de Uluslararası Taşıma Organizatörü
olarak iş yapacak ve navlun faturası kesecek iseniz, 2007 yılı başından
itibaren 215,000 YTL. nakit olarak Bakanlık Döner Sermayesine yatırmak
zorundasınız. Öylesine tuhaf bir uygulama ki daha önceki yıllarda
Belgesi / Lisansı olan firmaların müktesep haklarını da saymadılar,
herkes sıfırdan başlayacak dediler. Bu saçma uygulama nedeniyle, kendi
çapında acentelik yapan binlerce kişi işini bıraktı, şirketler kapandı,
çalışanlar işsiz kaldılar.
Parayı ödeyebilen az sayıdaki büyük ve
yabancı şirketler, sektörün hakimi oldular.
Ulaştırma Bakanı'nı , Kara Ulaştırması
Genel Müdürü' nü, milletvekillerini, UND, İTO ve ATO
başkanlarını muhtelif platformlarda ciddi olarak uyardık, olumsuz
sonuclarını hep birlikte göreceğiz dedik. ATO Başkanı Sinan AYGÜN,
yanlıştan doğru çıkmaz yapmayın etmeyin dedi ama Başbakan'ın
bizzat kendisi konunun fazla abartıldığını öne sürerek küçük ve orta
ölçekli işletmelerin imha edilmesine seyirci kaldı..
İTO başkanı sayın Murat YALÇINTAŞ, zümre toplantısında hükümete gölge etmeyin başka ihsan istemez diye seslendi ama onu da duymazdan geldiler...
UND yetkililerinin AB' yi şikayet etmeye
hakkı yoktur.. Küçük şirketlerin ayaklarına dolandığını, daha fazla
kazanmalarına engel olduğunu iddia ederek onların ortadan kaldırılmasını
sağlayan AB maskeli düzenlemeleri hep savundular.. Düzenlemeyi yapan
Bakanlık yetkililerine yağlar çekip madalyalar verdiler... O zaman
Türkiye' deki haksız uygulamaları AB Müktesebatı deyip yalan söyleyerek
kamuoyuna yutturmuşlardı.. Şimdi AB' yi şikayet ediyorlar.
Kendilerine; işlerine gelince AB
Müktesebatını yere göğe sığdıramayıp işlerine gelmeyince AB bizi
yaktı diye gazeteleri gezeceklerine, milli şirketleri
gözetmeden görev yaptığı için Binali Yıldırım'ı protesto
etmelerini öneririm.
|
|||