|
KOMŞU HAKKI... |
||
|
Hangi ilişki olursa olsun karşılıklı saygı ve özveriye dayanmıyorsa bir gün mutlaka kopar. Bu ticari ilişkilerde de böyledir. Ülkeler arasındaki ilişkiler her ne kadar siyasi görünse de temelinde ekonomik menfaatler yatmaktadır. Ekonomik olarak eli daha güçlü olanlar, az verip çok almanın peşinde olmuşlardır hep… Zayıf olanlarsa, sonucu belli bir ilişkiden daha fazla ne koparabilirimin hesabındadırlar. Eğer masaya oturanlar güçlerinin farkında değillerse, değişen şart ve koşulları takip etmiyorsa, bugün kazanç diye gördüklerinin aslında bir hiç olduğunu çok geçmeden anlayacaklardır. KOMŞU KAZIĞI MI ? Yukarıda kısaca değindik.. Ülkeler arasındaki ilişkilerde mütekabiliyet çok önemlidir. Karşınızdakinden ne istiyorsanız aynısından ona da vereceksiniz… Ama eğer karşınızdakinin sahip olduğu avantajları görmezden geliyorsanız, bugün mütekabiliyet adına verdiklerinizin bir süre sonra endişesini yaşamaya başlarsınız. Tıpkı Bulgaristan ’la olan kota sorununda olduğu gibi. Bulgaristan’dan 200 bin transit geçiş belgesi alırken onlara da mütekabiliyet esasına göre 200 bin transit geçiş belgesi vermişiz.. Ayrıca 20 bin dolu, 10 bin boş Bulgar tırı ülkemize girip kendi ülkesine yük alabilecek.. Ama Bulgarlar ne yapıyormuş ? Bu haklarını kötüye kullanıp üçüncü ülkelere yük taşıyorlarmış… RODER’in sayın yetkilileri bunun engellenmesini istiyorlar.. İlk bakışta haklı bir talep gibi görünse de işin ayrıntısına girdiğinizde bunun o kadar kolay ve doğru bir yöntem olmadığının farkına varırsınız.. Öncelikle belirtelim ki; siz böyle bir yola baş vurduğunuz zaman mütekabiliyet esaslarına göre aynı uygulamayı Bulgar makamları da başlatır ve taşıma belgelerinde varış noktası Türkiye olan ama başka ülkelere fatura edilmiş malların Türk plakalı tırlarla girişini engellerse ne yapacaksınız ? KOMŞUYU NE KADAR TANIYORUZ ? Her şeyden önce komşumuzun artık Bulgaristan değil Avrupa Birliği olduğunu akıldan çıkarmamalıyız. Eğer bunun ne demek olduğunu unutursak lojistik üs olma hedefine ulaşmamız da o kadar güç olur. Deniliyor ki, Bulgaristan 30 bin araçlık hakkının çoğunu üçüncü ülkelere taşıma yapmak için kullanmış ve böylece Türk taşımacılarının pastasından çalmış… Üçüncü ülke dedikleriniz kimler ? Onlar da Avrupa Birliği’ne üye ülkeler değil mi ? Avrupa Birliği içinde sınır kaldı mı ? O halde tek devlet olan AB içinde üçüncü ülkeye taşıma iddiası tutar mı ? Kesinlikle tutmaz… Bugün TIR KARNESİ olmadan T1 düzenleyip RO-RO’larla İTALYA’ya gönderdiğimiz araçlarımızı AB içinde gümrük sınırlaması olmadan dolaştırmakla övünmüyor muyuz ? O halde Bulgaristan gümrük kapısının İtalya’dan farkı ne ? REKABETÇİ OLABİLMEK.. Bizler kotalar kalksın diye mücadele etmiyor muyuz ? Kota ve vize sınırlaması olmaksızın hizmet dolaşımının serbest olmasını istemiyor muyuz ? Bunun için üst düzey toplantılarda Gümrük Birliği Anlaşmasının ruhuna atıfta bulunup AB yetkililerine isyan etmiyor muyuz ? Evet, bu isyanı sayın MERKEL’e bile en üst seviyede iletmiştik. Bir an için bütün kotaların kaldırıldığı farzedelim… O zaman biz de Türkiye olarak koyduğumuz bütün kotaları kaldırmayacak mıyız ? Bizler nasıl serbestçe AB’ye girip çıkıyorsak onlar da ülkemize gelip gidecekler.. Bunun aksini düşünmek mütekabiliyete ters düşer. İşte burada karşımıza çıkan esas sorun MALİYETLER… Rekabetçi olabilmenin temeli olan maliyet sorununu nasıl çözeceğiz ? Gümrüklerdeki fazla mesailere itiraz ederken, Ulaştırma Bakanlığı’nın sektöre yüklediği anlamsız maliyetlerden kurtulabilecek miyiz ? Özetle kotaları tartışarak gözlerimizi kör etmemeli, maliyetlerimiz üzerindeki olumsuzlukları yok ederek HODRİ MEYDAN diyebilmeliyiz. |