
| FIRSAT BU FIRSAT | |||
|
Ülkemizde her şeyin satılığa çıktığı, ekonomik değerlerimizin kamusal ve sosyal alandaki gelecek kayıpları gözetilmeksizin ne pahasına olursa olsun hızla yabancılaştırıldığı, gizli ortaklıkların yer aldığı birilerine peşkeş çekildiği bir süreçten geçiyoruz. Üreten değerleri bir kere satar, sadece bir defa gelir elde edersiniz. Ama onları muhafaza edip üretim ve maliyet aşamasındaki olumsuzlukları ortadan kaldırarak daha rasyonel reformlarla sürekli gelir elde edersiniz. Yabancılaşma modasına maalesef sektörümüz de uydu. Ülkemizin alternatif çıkış yolları olarak gösterilen RO-RO’lardan sektörel şirketlerimize kadar her şeyin kontrolünü yabancılara sunar olduk. Ülkemizdeki tüketim market zincirlerinin %80’ni yabancı şirketlerin kontrolüne geçmiş. Bu yabancılaşma modası içinde özelleştirme mantalitesinin başlangıç ilkeleri tamamen kayboldu. Neydi başlangıç ilkelerimiz bu yola çıkarken: Zarar edeni, kamuya yük olanı daha iyi bir işletme anlayışı ile kâra geçirecek, büyütecek ve daha fazla istihdam sahaları yaratacak bünyeler haline getirmek. Peki gelinen sonuç ne ? Yaşayarak görüyoruz ki özelleştirme adı altında kurumlar giderek yabancılaştırıldı.. Hizmet kalitesi artmadığı gibi hizmetlerin halka yansıyan fiyatları pahalandı. Sektörel anlamda yaklaşırsak yabancılaştırılarak elden çıkarılan kamu kurumları, özelleştirilmiş hizmet alanları haline getirildi. Limanlar kamunun yönetimindeyken tarifeler üzerinde keyfi uygulama söz konusu olmazdı. Gemiler geliş sırasına göre limana alınır ve hizmet verilirdi. İş ya da şirket ayrımı yapılmazdı. Oysa şimdi özelleştirilen limanlara önce kendinizi, sonra da işinizi beğendirmek zorundasınız. Özelleştirilen limanların hizmet tarifelerinde üç yıl boyunca değişiklik yapılamaz hükmüne rağmen, işleticiler kendilerine göre yeni hizmet tarifeleri icat ederek eskiden 3 Dolara verilen tahliye hizmetlerini 15 Dolar seviyelerine çıkarıyorlar.. Yetersiz eleman istihdamı nedeniyle yeterince posta tahsis edemeyip iki günde boşaltılacak gemiyi 8-9 günde zor boşaltıyorlar. Limanı, ülkemizin değil kendilerinin üssü olarak kullanarak sonuçta ülke ekonomisine zarar veriyorlar. Bilinçli olarak uygulanan yetersiz ve pahalı hizmet nedeniyle Mersin’deki bir un fabrikası ürününü burnunun dibindeki Mersin Limanı yerine 80 km uzaklıktaki TAŞUCU limanından ihraç etmek zorunda kalabiliyor. Özetle söylersek, özelleştirilen kurumlardan devletin verdiği hizmet dahi alınamaz hale geldi. Hep söylemiştim: Çabalar ülkemizi lojistik üs yapmak için değil, birilerinin lojistik üssü yapmak için diye. Bu gerçek, düzenleme ve uygulamalarla ortaya çıkıyor artık. Peki bu kurumların özelleştirme sonrası denetimini yapacak kurumlar nerede ? Devir şartlarını koruma ve kamuyu savunma konusunda neden sessizler ? Mehmet Yavuz |
|||