Dava Dilekçesi (Esas No 2009/9909 ve 2009/9910)
 

 

DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA

 

 

DAVACI                       : xxx

                                       

DAVALI                       : T.C. Ulaştırma Bakanlığı

                                        ANKARA

 

DAVA KONUSU             : 11.06.2009 tarih 27255 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ’nin:

 

  1. Yetki Belgesi Türlerini tanımlayan 6 ncı maddesinin 7 nci ve 13 ncü fıkralarında yer alan belge türlerinin, aynı meslek gurubunu ilgilendirdiği halde iki farklı maddede ele alındığı, 6 ncı maddenin 13 ncü fıkrasındaki ORGANİZATÖRLÜK belge türünün  4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 2 nci maddesindeki KAPSAM ile ticari  hayatı düzenleyen temel yasalardan olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’un 762, 808 ve 814 ncü maddelerine, 3348 sayılı Kanun’un 10 ncu maddesinin c bendine aykırı olarak davalı idare tarafından düzenlendiği ,
  2. H türü yetki belgesi sahibi nakliye komisyoncularının  kendi nam ve hesaplarına  taşıma yapma ve taşıma faturası düzenlemesine ilişkin  8 nci madde e fıkrasının her şeyden önce 213 sayılı VERGİ USUL KANUNU’nun 229 ila 232 nci maddelerine, dayanağı olan 4925 sayılı  KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’nun 10 ncu maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 762, 808, 814 ncü maddelerine NAKLİYE KOMİSYONCULUĞU yönünden aykırı olduğu,
  3. Belge ücretlerine ilişkin 80 nci maddesi ile EK-1 ücret tablosu’nun ANAYASA’nın 10, 11, 48, 49 ve 73 ncü maddeleri ile dayanağı olan 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’nun 1 nci  maddesindeki amaçlarına,  aynı Kanun’un 7 nci maddesindeki genel kurala, 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 10 ncu maddesine  aykırı olduğu, 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’nun 33 ncü maddesinde yazılı olan ‘’ ÜCRET ALINIR ‘’ ifadesinin ANAYASA’nın mezkur maddeleri ile dayanağı olan Kanunların maksat ve özüne aykırı olarak kötüye kullanıldığı ve yasama organı tarafından 4925 sayılı KANUN’un 33 ncü maddesi ile verilen sınırları çizilmemiş ücret belirleme yetkisinin davalı idarece aşıldığı ve sektörün unsurlarını kayıt altına almaktan ziyade, bizim gibi kayıt altındaki küçük ve orta ölçekli unsurları sektörden atmaya yönelik olduğu,

 

 iddiasıyla İPTALİ talebidir.

 

Yönetmeliğin Yayım Tarihi : 11.06.2009 tarih 27255 sayılı Resmi Gazete

 

AÇIKLAMALAR              :

 

Davalı idare tarafından 11.06.2009 tarih 27255 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ;  taşıma sektörüne yapısal bir düzen getirmekten ziyade bu sektörde yer alacakları parasal güçlerine göre sınıflandıran, getirilen fahiş belge ücretleri ile özel teşebbüs kurarak faaliyet göstermeyi zorlaştıran, belge ücreti adı altında adeta yeni bir vergi ihdas eden, donatan ile ticari faaliyet gösteren nakliye komisyoncusunu Türk Ticaret Kanunu ile getirilmiş evrensel kural ve teamüllerden farklı bir yapıda değerlendirmeye çalışan, ezcümle BÜYÜK BALIĞIN KÜÇÜK BALIKLARI YUTACAĞI ortamı sağlamaya yönelik bir düzenleme olmuştur..

 

1998 yılında 20372 sicil numarası ile İçel Ticaret Sicil Memurluğu’nda tescil edilmiş olan şirketimizin temel faaliyet konusu NAKLİYECİLİKTİR. Uluslararası alanda kara ve deniz yoluyla taşımacılık yapmak, komisyonculuk hizmetleri vermek faaliyet alanımız içindedir.

 

Bu ticari faaliyetlerimiz,  6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 762, 808 ve 814 ncü maddelerindeki tanımlamalara uygun olarak süregelmiştir.

 

Aşağıda gerekçelerini sunacağımız nedenlerle 27255 sayılı KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ’nin dava konusu yaptığımız maddeleri, 1998 yılında tescil edilmiş olup Türk Ticaret Kanununa uygun olarak süregelen ticari faaliyetimizi sürdürmemizi, ANAYASA ve dayanağı olan KANUNLARA aykırı olarak engellemektedir.

 

Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddelerinde kendini bulan ticari faaliyetlerimizi sürdürmemizi engelleyen hususları aşağıda maddeler halinde sayın mahkemenize sunuyoruz.

 

ÖN BİLGİ

 

Dava konusu olan Yönetmelik; davalı idarece  iptal edilen 25384 sayılı Yönetmeliğin yerine ihdas edilmiştir. İptal edilen 25384 sayılı Yönetmelik 2004 yılında yayımlanmıştı.

 

GEREKÇELER

 

27255 sayılı YÖNETMELİĞİN 6 ncı maddesinin 7 ve 13 ncü fıkralarının İÇERİK olarak değerlendirilmesi

27255 sayılı Yönetmeliğin dayanaklarından biri olan  4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’nun KAPSAM başlıklı 2nci maddesinde ‘’ Bu Kanun kamuya açık karayolunda motorlu taşıtlarla yapılan yolcu ve eşya taşımalarını, taşımacıları, taşıma acentelerini, taşıma işleri komisyoncularını, nakliyat ambarı ve kargo işletmecilerini, taşıma işlerinde çalışanlar ile taşımalarda yararlanılan her türlü taşıt, araç, gereç, yapıları ve benzerlerini kapsar ‘’ denilmektedir.

Yani KANUN koyucu, 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’nun kimleri kapsadığı hususunda sınırları belirlemiştir. Davacı olan şirketimiz de tescil tarihinden bu yana 6762 sayılıTürk Ticaret Kanunu’nda tanımlandığı şekilde  taşıma işleri komisyonculuğu yapmaktadır. Ticari faaliyetleri düzenleyen temel bir kanun olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun;  762 nci maddesinde taşıyıcı şu şekilde tarif edilmektedir:

‘’ Taşıyıcı, ücret mukabilinde yolcu ve eşya (Yük) taşıma işlerini üzerine alan kimsedir ‘’

Yani Türk Ticaret Kanunu’na göre belli bir ücret karşılığında taşıma işini üstüne alan herkes, TAŞIYICIDIR.

Ticari faaliyetler açısından temel bir yasa olan Türk Ticaret Kanunu’nun , 808 nci maddesinde ise nakliye komisyoncusunun tarifi yapılmaktadır. Bu maddeye göre;

‘’ Ücret mukabilinde kendi namına ve bir müvekkil hesabına eşya taşıtmayı sanat ittihaz etmiş olan kimseye taşıma işleri komisyoncusu denir ‘’

Aynı Kanun’un 814 ncü maddesinde devamla;

‘’  Aksine mukavele olmadığı takdirde komisyoncu eşyayı kendi vasıta ve adamları ile taşıyabileceği gibi kendi yerine geçen taşıyıcılara da taşıtabilir. Bu halde komisyoncu taşıyıcı sayılır.

    Komisyoncu, taşıma senedinin ikinci nüshasını 771 inci madde hükmünce kendi adına müvekkiline vermiş veyahut kendisiyle müvekkili arasında taşıma ücreti ve bütün masraflara karşılık olarak kesin bir para tayin edilmiş ise komisyoncu taşıyıcı sayılır. ‘’

denilmektedir.

 

Yani Türk Ticaret Kanunu’na göre TAŞIYICI SAYILMAK İÇİN komisyoncunun üstlendiği sorumluluk önemli olup, araç sahibi ya da taşıyıcı yetki belgesi sahibi olmasına gerek yoktur.  Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan maddelere göre taşıyıcı sayılan komisyoncu şirketin,TAŞIMA FATURASI kesmesi de en doğal sonuçtur.  Çünkü FATURA düzenleme işi MALİYE BAKANLIĞI açısından bir sonuç belgesi olup kayıt altındaki mükellefin VERGİ beyanı için düzenlemesi gerekli olan bir enstrümandır. Bu nedenle FATURA DÜZENLEME ile alakalı hususlar, doğrudan MALİYE BAKANLIĞI’nı ilgilendiren ve VERGİ USUL KANUNU ile düzenlenmiş bir mevzuattır.

 

Maliye Bakanlığı tarafından yapılmış bu tür düzenlemelere davalı idarenin;  27255 sayılı Yönetmeliğin dava konusu edilen 8 nci maddesinin e bendinde, ‘’ nakliye işleri komisyoncuları TAŞIMA FATURASI  düzenleyemez ’’  denilerek  kendilerini ilgilendirmeyen mali bir konuda yeni bir yorum getirmesi mümkün değildir.. Dava konusu düzenlemeye göre bizim gibi nakliye komisyoncularının taşıma faturası düzenleyebilmesi için ya araç satın alarak TAŞIMACI YETKİ BELGESİ sahibi olması, ya da 4925 sayılı Kanun’un 2 nci maddesindeki kapsama aykırı olarak komisyonculuğun bir üstü olarak sunulmaya çalışılan NAKLİYE İŞLERİ ORGANİZATÖRLÜĞÜ belgesi (R2 türü yetki belgesi) alması gerekmektedir. Bu durumda da işletmenin KOMİSYONCU varlığı ortadan kalkmaktadır.

 

Yönetmeliğe dayanak olarak gösterilen 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU ile 3348 sayılı Kanun’da NAKLİYE İŞLERİ ÖRGANİZATÖRLÜĞÜ diye bir meslek gurubu söz konusu değildir.

 

4925 sayılı Kanun’un 2 maddesiyle yasanın kimleri kapsadığı belirlenmiştir: ‘’ Bu Kanun kamuya açık karayolunda motorlu taşıtlarla yapılan yolcu ve eşya taşımalarını, taşımacıları, taşıma acentelerini, taşıma işleri komisyoncularını, nakliyat ambarı ve kargo işletmecilerini, taşıma işlerinde çalışanlar ile taşımalarda yararlanılan her türlü taşıt, araç, gereç, yapıları ve benzerlerini kapsar. ‘’

 

3348 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesiyle davalı idarenin görevleri sıralanırken c bendinde kapsamı da belirtmektedir. Buna göre davalı idare  ‘’ Karayolu taşıma faaliyetinde bulunacak taşımacı, acente ve komisyoncuların yeterlilik şartlarını düzenlemek, gereken hallerde yetki belgesi vermek ve denetlemekle ‘’  görevlidir.

 

Yani görev sınırları bellidir ve yeni meslekler  icat etme yetkisi yoktur.

 

O halde kimdir bu organizatör, ne yapar ?

 

27255 sayılı Yönetmeliğin TANIMLAR başlığının 4 ncü maddesinin ss bendinde  ORGANİZATÖR’ün tanımı yapılmaktadır. Buna göre;

 

Taşıma işleri organizatörü: Kanun, bu Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuatın taşımacılık sıfatı ile faaliyet gösterenlere getirdikleri yükümlülük ve sorumluluklar çerçevesinde taşımacı kabul edilerek, bu Yönetmeliğe göre eşya taşımacılığı alanında yetki belgesi almış gerçek ve tüzel kişilerin imkan, kabiliyet ve kapasiteleri ile gerektiğinde diğer taşıma türlerinden de yararlanarak veya bunları kullanarak kombine taşımacılık dahil kendi nam ve hesabına eşya taşıması yaptırarak taşıma faturası düzenleyen gerçek ve tüzel kişileri ‘’ ifade etmektedir.

 

Dayanak yapılan Kanunlara aykırı olarak ihdas edilen taşıma işleri organizatörlüğü yetki belgesi, 27255 sayılı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin 13 ncü bendinde  (R türü yetki belgesi) olarak yer almaktadır.

 

Kanunlara aykırı olarak ihdas edilen organizatörlük mesleğinin, yukarıda Yönetmelikten aynen alınan tarifinden de anlaşılacağı gibi işlev açısından Türk Ticaret Kanunu’ndaki taşıma işleri komisyoncusundan hiçbir farkı yoktur. O da nakliye komisyoncusu gibi araç sahibi olmadan belli bir ücret karşılığında taşıma işini üstlenmekte ve gerçekleştirmektedir.

 

Yönetmeliğe göre organizatör ile komisyoncu arasındaki tek fark; organizatörün TAŞIMA FATURASI DÜZENLEME hakkına sahip olmasıdır. Tabii bu hakka sahip olabilmek için de Yönetmeliğin 80 nci maddesinde R2 organizatörlük yetki belgesi için belirlenen EK-1 ücret listesindeki 258.857 TL’yi; 5 yıllık süre için davalı idarenin DÖNER SERMAYE hesabına ödemesi gerekmektedir. Kanuna aykırı olarak düzenlenen bu belge türüne karşılık TAŞIMA FATURASI DÜZENLEME hakkı verilmeyen H2 türü komisyoncu belgesinin ücreti ise  7.764 TL’dir.

 

Bu konuda daha detaylı değerlendirme aşağıda yer almaktadır. Burada dikkat çekmek istediğimiz husus, davalı idarenin az para veren düdüğü takar ama çalma hakkı olmaz, daha çok  PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR, parayı veremeyen sektörden atılır  şeklinde ifade edilebilecek Kanuna dayanmayan anti-sosyal yaklaşımıdır.

 

Dava konusu düzenlemeyle davalı idare DÖNER SERMAYE HESABINA daha fazla para vereni taşımacı olarak KABUL  ETMEKTEDİR. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu; BELLİ BİR ÜCRET KARŞILIĞINDA SORUMLULUK ÜSTLENENİ taşıyıcı olarak kabul etmektedir. Bütün dünyadaki uygulama da bu yöndedir.

 

Davalı idare Kanun’da yeri olmayan kendinden menkul bir meslek gurubu icat ederek FAHİŞ bir ücretlendirme (aslında vergilendirme) yoluna gitmektedir.

 

Açıklanan nedenlerle 27255 sayılı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin 13 ncü bendinin, dayanağı olan Kanunlarda yeri olmadığından  İPTALİ gerekmektedir.

 

27255 sayılı YÖNETMELİĞİN 8/e maddesinin aykırılık nedenleri

 

 

A – 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU yönünden aykırılık nedenleri:

 

Dava konusu Yönetmeliğin ‘’ MEVZUATA UYGUN TAŞIMACILIK ‘’ başlığı altındaki 8/e maddesinde;

 

‘’ F, G ve H türü yetki belgesi sahipleri kendi nam ve hesaplarına taşıma yapamaz, yaptıramaz ve yolcu bileti veya taşıma faturası düzenleyemezler ‘’ denilmektedir.

 

Aynı Yönetmeliğin YETKİ BELGESİ TÜRLERİNİ tanımlayan 6 ncı maddesine göre H türü yetki belgesi;            ‘’Ticari amaçla eşya taşımacılığı alanında komisyonculuk yapacak gerçek ve tüzel kişilere ‘’ verilmektedir.

 

Ana sözleşmemizde Türkı Ticaret Kanunu ‘na uygun olarak yazılı olan komisyonculuk faaliyetimize göre şirket olarak bizim de H2  türü yetki belgesi almamız icabetmektedir.  Bu belgeyi alabilmek için Yönetmeliğin 80  nci maddesine göre belirlen ve EK-1 ücret listesinde ilan edilen  7.764 TL belge ücretini;  5 yıllık bir süre için  davalı idarenin döner sermaye hesabına yatırmamız gerekmektedir.

 

Ancak bütün şartlar yerine getirilip yetki belgesi ücreti de ödenerek H2 türü komisyonculuk belgesi alınsa dahi, Yönetmeliğin dava konusu edilen 8/e maddesine göre komisyoncu şirkete TAŞIMA FATURASI DÜZENLEME izni verilmemektedir. Davalı idare bu yasağı bilinçli ve kasıtlı bir şekilde KANUN’a aykırı olarak getirmiştir. Maksat; bu belge yerine yukarıda izah edilen ORGANİZATÖR yetki belgesinin daha fazla para verilerek alınmasını sağlamaktır.

 

Daha önce de izah ettiğimiz gibi dava konusu Yönetmeliğin 8/e maddesi, her şeyden önce dayanağı olan 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNUNA aykırıdır. Şöyle ki;

 

4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 10 ncu maddesinde;

‘’ Acentelik ve taşıma işleri komisyonculuğu yetki belgesine sahip olanlar taşımacı yetki belgesi almadan kendi nam ve hesaplarına taşıma yapamaz ve yaptıramazlar.

Taşıma işleri komisyoncularının, kendi namlarına eşya taşıtabilmeleri için bu taşımaları bir müvekkil hesabına yapmaları zorunludur.  ‘’ denilmektedir.

Yani Yönetmeliğe dayanak olan Kanun’da, H yetki belgesi sahibi TAŞIMA İŞLERİ KOMİSYONCULARININ, BİR MÜVEKKİL HESABINA OLMAK KAYDIYLA  kendi namlarına eşya taşıtabilmeleri mümkündür. Oysa Yönetmelik, Kanun’daki bu kaydı görmezden gelerek komisyoncuların kendi namlarına taşıma yapmalarını tamamen yasaklamakta, taşıma faturası düzenlemesine izin vermemektedir.

Ayrıca 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nda nakliye komisyoncularının TAŞIMA FATURASI KESMELERİNİ YASAKLAYAN bir hüküm bulunmamasına rağmen dava konusu Yönetmelik, 8/e maddesi ile H türü yetki belgesi sahibi taşıma işleri komisyoncularının TAŞIMA FATURASI KESMELERİNİ Kanuna aykırı olarak yasaklamaktadır.

Bu nedenleYönetmeliğin 8/e maddesiyle getirilen TAŞIMA FATURASI DÜZENLEME yasağı;  H türü belge sahibi nakliye komisyoncuları açısından dayanak gösterilen 4925 sayılı  KANUNA aykırıdır.

Bu nedenle yasaya aykırı olan 8/e bendinin; H türü yetki belgesi sahibi KOMİSYONCULAR asçısından İPTALİ gerekmektedir.

B – 6762 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU yönünden aykırılık nedenleri:

 

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu;  762 nci maddesinde taşıyıcıyı şu şekilde tarif etmektedir:

‘’ Taşıyıcı, ücret mukabilinde yolcu ve eşya (Yük) taşıma işlerini üzerine alan kimsedir ‘’

Yani Türk Ticaret Kanunu’na göre belli bir ücret karşılığında taşıma işini üstüne alan herkes, TAŞIYICIDIR.

Ticari faaliyetler açısından temel bir yasa olan Türk Ticaret Kanunu’nun , 808 nci maddesinde ise nakliye komisyoncusunun tarifi yapılmaktadır. Bu maddeye göre;

‘’ Ücret mukabilinde kendi namına ve bir müvekkil hesabına eşya taşıtmayı sanat ittihaz etmiş olan kimseye taşıma işleri komisyoncusu denir ‘’

Aynı Kanun’un 814 ncü maddesinde devamla;

‘’  Aksine mukavele olmadığı takdirde komisyoncu eşyayı kendi vasıta ve adamları ile taşıyabileceği gibi kendi yerine geçen taşıyıcılara da taşıtabilir. Bu halde komisyoncu taşıyıcı sayılır.

    Komisyoncu, taşıma senedinin ikinci nüshasını 771 inci madde hükmünce kendi adına imza edip müvekkiline gerivermiş veya kendi adına taşıma ilmühaberi tanzim ederek müvekkiline vermiş veyahut kendisiyle müvekkili arasında taşıma ücreti ve bütün masraflara karşılık olarak kesin bir para tayin edilmiş ise komisyoncu taşıyıcı sayılır. ‘’

denilmektedir.

 

Yani Türk Ticaret Kanunu’na göre TAŞIYICI SAYILMAK İÇİN komisyoncunun üstlendiği sorumluluk önemlidir. Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanan durumlara göre taşıyıcı sayılan komisyoncu şirketin,TAŞIMA FATURASI kesmesi de en doğal sonuçtur.  Çünkü FATURA düzenleme işi MALİ KONTROL açısından bir sonuç belgesi olup VERGİ BEYANI için gerekli olan bir enstrümandır. Bu nedenle FATURA DÜZENLEME ile alakalı hususlar, doğrudan MALİYE BAKANLIĞI’nı ilgilendiren bir mevzuattır.

 

Bu tür düzenlemelerin Maliye Bakanlığı tarafından yapılması gerekirken davalı idare; 27255 sayılı Yönetmeliğin dava konusu edilen 8 nci maddesinin e bendiyle mali konuda  bir düzenleme yapmış, nakliye işleri komisyoncularının TAŞIMA FATURASI düzenlemelerini yasaklamıştır.

 

Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile düzenlenmiş şartlara göre ticari faaliyette  bulunan  nakliye komisyoncusuyuz. Ticari faaliyetimize uygun olarak da TAŞIMA FATURASI düzenlemekte ve vergimizi vermekteyiz.

 

27255 sayılı Yönetmeliğin TAŞIMA FATURASI DÜZENLEMEMİZE yasak getiren 8 nci maddesinin e bendi; H türü belge sahibi KOMİSYONCULAR açısından Türk Ticaret Kanunu’nun 762, 808 ve 814 ncü maddelerine aykırıdır.

 

Mezkur nedenlerle komisyoncular yönünden  İPTALİ gerekmektedir.

 

TAŞIMA FATURASI düzenlemenin önemi ile FATURA’nın VERGİ USUL KANUNU açısından değerlendirilmesi

 

Bir şirketin ticari varlığının devamlılığı; onun ticari sırlarının devamlılığı ile mümkündür. Bu itibarla şirketler, yoğun rekabet ortamında var olabilmek için müşteri sırlarını, maliyet bilgilerini, iş ilişkilerini gizlemek mecburiyetindedirler. Aksi halde hızlı rekabet ortamında yok olup giderler.

 

‘’ Ticarî sır, bir ticarî işletme veya şirketin faaliyet alanı ile ilgili yalnızca belirli sayıdaki mensupları ve diğer görevlileri tarafından bilinen, elde edilebilen, rakiplerince bilinmemesi ve üçüncü kişilere ve kamuya açıklanmaması gereken işletme ve şirketin ekonomik hayattaki başarı ve verimliliği için büyük önemi bulunan; iç kuruluş yapısı ve organizasyonu, malî, iktisadî, kredi ve nakit durumu, araştırma ve geliştirme çalışmaları, faaliyet stratejisi, hammadde kaynakları, imalatının teknik özellikleri, fiyatlandırma politikaları, pazarlama taktikleri ve masrafları, pazar payları, toptancı ve perakendeci müşteri potansiyeli ve ağları, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin bilgi, belge, elektronik ortamdaki kayıt ve verilerden oluşur.  ‘’

 

İşte bu nedenle her nakliye komisyoncusu gibi biz de müşteri sırlarımızı, maliyet ve satış fiyatlarımızı gizlemek mecburiyetindeyiz. Bu nedenle belli bir bedel karşılığında taşıma işini üstlendiğimiz müşterimize kendi taşıma faturamızı düzenlemek durumundayız. Belli bir bedel karşılığında işini üstlendiğimiz müşterimize taşıma faturasının taşeron taşıyıcılarımız tarafından kesilmesi demek; yukarıdan beri sıralanan sırlarımızın deşifre edilmesi anlamı taşımaktadır.

 

İşte davalı idare taşıma faturası kesmemizi engelleyerek nakliye komisyoncusu olarak faaliyet gösteren bizleri; bütün sırlarımızla birlikte taşıyıcıların insaf ve tahakkümüne sokmak istemektedir.

 

Nakliye komisyoncusu sıfatıyla şirketimiz, TTK’nun 808 nci maddesinde belirtildiği üzere belli bir ücret karşılığında ve bir müvekkil hesabına taşıma işini üzerine almakta, aldığı bu işi belli bir bedel ile alt taşıyıcı ya da taşıyıcıların araçlarıyla taşıtmakta, gerekirse gümrük ve dökümantasyon hizmetlerini de sunmakta ve işi bitirdiğinde daha önceden anlaştığı ücret üzerinden TAŞIMA FATURASI düzenleyerek ifa ettiği işin bedelini tahsil etmektedir.

 

Böylece TTK’nun ilgili maddelerine göre TAŞIYICI sıfatı yüklenmiş olmaktayız. Taşımayı yaptırdığımız alt şirket ya da şirketler de bize kendi faturalarını düzenlemekte ve anlaşılan bedeli bizden tahsil etmektedirler.

 

Bu sistem; bütün dünyada aynı şekilde uygulanmaktadır.

 

Ancak 27255 sayılı Yönetmeliğin dava konu edilen maddesiyle nakliye komisyoncusundan BELLİ BİR ÜCRET KARŞILIĞINDA İŞ ÜSTLENMEMESİ, TAŞIMA FATURASI DÜZENLEMEMESİ istenmektedir. Buna göre nakliye komisyoncusu; iş aldığı müşterisine sadece aldığı komisyon bedeli kadar bir fatura düzenleyecek, Navlun (ya da TAŞIMA) faturasını ise doğrudan taşımayı yaptırdığı alt taşıyıcı firma ya da firmalar düzenleyecektir.

 

Bu durum ticari hayatın gizliliği düşünüldüğünde kabul edilmesi imkansız bir düzenlemedir. Çünkü işi alan firma; müşterisi ile arasındaki sırların, alış ve satış fiyatlarının bilinmesini istemez. Aksi halde yapmakta olduğu işin devamlılığı oluşmaz.

 

Ayrıca işveren açısından ele alındığında da durum karmaşık bir hale gelecektir. İşveren; sadece sözleşme yaptığı şirketi bilir. Ödemelerini doğrudan anlaştığı şirkete yapar. Ancak dava konusu düzenleme uygulandığında; işveren, karşısında bir sürü fatura ve muhatap görecektir.

 

Uluslararası alanda nakliye komisyonculuğu yapan şirketimizin faaliyetleri açısından da örnek verecek olursak durumun vahameti daha da fazla ortaya çıkmaktadır. Şirketimiz İngiltere ve İsviçre merkezli şirketlerin Ortadoğu ve Kafkas ülkelerindeki yüklerinin nakliye, tahmil tahliye ve dökümantasyon işlerini belli bir bedel karşılığında sözleşme ile üstlenmektedir. Bu sözleşmelere dayanarak Ortadoğu ve Kafkas ülkelerindeki yüklerini yüzlerce araç ile nakletmektedir. Süre gelen bu işlerimiz için şimdiye kadar düzenlediğimiz Taşıma Faturamız karşılığında alacağımızı tahsil ediyor, alt taşıyıcılara da firmamıza kestikleri faturaları karşılığında ödemelerini yapıyorduk.

 

Eğer 27255 sayılı Yönetmeliğin dava konusu maddesi aynen uygulanırsa şirketimiz bundan sonra; işini üstlendiği firmaya kendisi için komisyon faturası düzenleyecek, yüzlerce araçla yaptırdığı taşımalar için de her firmadan ya da araçtan ayrı ayrı işini üstlendiği şirket namına navlun (taşıma) faturaları düzenletecek ve onlara ödeme yapmasını isteyecektir

 

Yukarıdan beri açıkladığımız gibi bu durum; şirketimizin varlığını koruyan mesleki sırlarının deşifre edilmesi, sözleşmeye dayalı işlerinin gizliliği ve bireyselliğinin tamamen yok edilmesidir.

 

Özetle; nakliye komisyoncularına getirilmek istenen TAŞIMA FATURASI düzenleme yasağı, ticari hayatın pratiğine ve teamüllerine uygun düşmemektedir.

 

Kaldı ki FATURA DÜZENLEME; 213 sayılı Vergi usul Kanunu ile düzenlenmiş bir mevzuattır.

 

İşletmeler açısından borcu doğuran belge faturadır. Fatura hem satan ya da hizmet veren hem de müşteri bakımından önem taşır. VUK’nun 229 ncu maddesinde FATURA’nın tanımı şu şekilde yapılmıştır: ‘’ Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır ‘’

 

VUK’un 232. maddesinde ise “fatura kullanma zorunluluğu” konusunu açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre;

‘’   Madde 232 - Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar kazancı basit usulde tespit edilenlerle (...) defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

    1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;

    2. Serbest meslek erbabına;

    3. Kazançları basit usulde tesbit olunan tüccarlara; (...)

    4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;

    5. Vergiden muaf esnafa.

    Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlara da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler. ‘’ 

Fatura ayrıca ‘muhasebe kayıtlarına temel oluşturan ve hukuki bir kıymeti ifade eden belgedir’ şeklinde de tanımlanabilmektedir. Kuşkusuz, belgeler içinde en önemlisi faturadır.

 

Faturanın V.U.K yönünden iki önemli özelliği bulunmaktadır:

 

Bunlardan birincisi, faturanın olayı temsil etmesidir. Ticari faaliyete konu olan mal veya hizmetin cinsini, miktarını, fiyatını, satış akdinin gerçekleştiği tarihi temsil eder.

 

İkinci özelliği ise, mal satış hasılatının kanuni defterlere kaydedilmesinde esas olması ve alıcı tarafından bakılacak olursa, mükellefin satın aldığı malın veya hizmetin maliyet bedeliyle kanuni defterlere intikaline esas oluşturmasıdır.

 

Görüldüğü üzere davalı idare; dava edilen madde ile Vergi Usul Kanunu ile düzenlenmiş bir alana da tecavüz etmektedir. Bu nedenle de 27255 sayılı Yönetmeliğin 8 nci maddesinin e bendinin nakliye komisyoncuları açısından iptali gerekmektedir.

 

27255 sayılı YÖNETMELİĞİN 80 maddesi ile EK-1 ücret listesinin Değerlendirilmesi

 

Yönetmeliğin dayandığı kanunlardan birisi; 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun’dur.

 

Dava konusu Yönetmeliği hazırlayan Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü bu Kanun’a göre kurulmuş olup aynı Kanun’un 10 ncu maddesinde görevleri sıralanmıştır. Dava konusu Yönetmelikle ilgili görevleri şunlardır:

    c) Karayolu taşıma faaliyetinde bulunacak taşımacı, acente ve komisyoncuların yeterlilik şartlarını düzenlemek, gereken hallerde yetki belgesi vermek ve denetlemek,

    d) Karayolu taşımacılığında kamu ve özel sektör tarafından yürütülen faaliyetlerin kamu yararı ve piyasa ihtiyaçlarına göre gelişmesini sağlayıcı tedbirleri almak, gerektiğinde taban ve tavan fiyatlarını tespit etmek ve uygulamayı denetlemek,

    e) Karayolu ve demiryolu ulaştırmasında güvenli, kaliteli ve ekonomik hizmet sunmak için tedbirler almak veya aldırtmak,

Görüleceği üzere bu Kanun’da davalı idareye yetki belgesi düzenleme yetkisi verilmekle birlikte ÜCRET konusunda bir yetki verilmemiştir. Bu kanunda da ORGANİZATÖR olarak tanımlanan bir meslek gurubu yer almamaktadır.

 

Yönetmeliğin dayandığı diğer Kanun; 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’dur.  Bu Kanun’un 33 ncü maddesinde ‘’ Verilecek yetki belgeleri ve taşıt kartlarından ücret alınır. Ücreti alınmadan yetki belgeleri ve taşıt kartları verilmez ‘’ denilmekte ancak ücret konusunda her hangi bir limit belirtilmemektedir.

 

Böylece Kanun koyucu, davalı idareye sınırları çizilmemiş bir yetki vermiş olmaktadır. Bu SINIRLARI konulmamış  yetkiyle hareket eden davalı idare, düzenlenecek yetki belgeleriyle ilgili ücretleri 27255 sayılı Yönetmeliğin 80 nci maddesiyle belirlemiş ve EK-1 ücret listesi ile ilan etmiştir. Dava dilekçemiz ekindeki (EK-1) bu listeye göre davalı idare, dayanağı olan Kanunlarda ifade edilmemiş olup yukarıdaki gerekçelerle iptalini istediğimiz nakliye ORGANİZATÖRLÜĞÜ (R2 yetki belgesi) için ÜCRET adı altında 258.857 TL bedel talep etmektedir. Bu ücret sadece 5 yıllık bir süre içindir. Keza bizi ilgilendiren ancak TAŞIMA FATURASI DÜZENLEME yetkimizi gaspettiği için tercih edilmeyen  H2 türü KOMİSYONCULUK yetki belgesi ücreti ise 5 yıllık süre için 7.764 TL’dir.

 

Kanun yapıcı, verilecek yetki belgelerinden ücret alınacağını bir sınır koymadan düzenlerken, bunun davalı idare tarafından ismi konulmamış bir VERGİ DÜZENLEMESİ şeklinde uygulanarak  istismar edileceğini düşünmemiştir. Çünkü Taşıma Kanunu’nun amaçlarından birisi kayıt dışılığı önlemek ve ülke kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamaktır.

 

Davalı idare tarafından dayanak gösterilen Kanunlar’da yeri olmayan bir meslek gurubu icat edilerek ülkemizin ekonomik gerçekleriyle orantılı olmayan FAHİŞ bir belge ücreti istenmesi; KAYIT DIŞI ÇALIŞMAYI özendirmekte, daha da kötüsü sektörü; BAKANLIĞA ÇOK PARA VEREBİLECEK KİŞİLERİN ( ya da bir sınıfın ) imtiyazına vermek anlamı taşımaktadır.

 

Oysa ANAYASA’mız; devlet kurumlarının işlemlerinde eşitlik ilkesine göre hareket etmelerini, hiçbir zümreye İMTİYAZ vermemelerini emretmektedir.

‘’ANAYASA - X.  Kanun önünde eşitlik

MADDE 10. – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket   etmek zorundadırlar. ‘’

Davalı idarenin, 27255 sayılı Yönetmeliğin 80 nci maddesiyle belirlediği belge ücretleri; ücretten ziyade VERGİYİ andırmaktadır. ANAYASA’mıza göre herkes MALİ GÜCÜNE GÖRE VERGİ ÖDEMEKLE mükelleftir. Ancak davalı idare KANUNLA düzenlenmesi gereken bir VERGİLENDİRMEYİ, 4925 sayılı Kanun’un 33 ncü maddesine dayanarak getirmektedir.

Burada küçük ve orta ölçekli ile büyük şirketler arasındaki MALİ GÜÇ,  İŞ HACMİ ve TİCARİ KAZANÇ gibi göreceli farklılıkları göz ardı ederek herkes için TEK ÜCRET belirlenmesi adaletsiz bir yaklaşımdır. Kanunla verilen yetkinin kötüye kullanılmasıdır.

Vergilendirme; kazanca ve mali güce göre hesap edilmektedir. Hatta zararlar da bilançoya ve vergi beyannamesine yasal olarak yazılabilmektedir. Fakat dava konusu ücretlendirmede; vergi alınırken göz önünde tutulan kriterlerin tamamı yok sayılmıştır.

‘’  ANAYASA - VI. Vergi ödevi

MADDE 73. – Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

       Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır ‘’

Davalı idarenin belirlediği bu belge ücreti; Kanun’un temel amacına ve ülkemizin ekonomik verilerine de aykırıdır. Çünkü bu ücreti ödeyemeyen binlerce firma gibi şirketimiz de kapanma tehdidiyle yüz yüzedir. Oysa Kanun’un amacı; ülke kaynaklarının en verimli şekilde kullanılması, taşımacılık sektöründe yer alanların çalışma şartlarının geliştirilmesidir.

Oysa 27255 sayılı Yönetmelik  kapsamında belirlenen ücretler ile sektörümüzde hızlı bir işsizleşme başlamıştır. Belge ücretini karşılama imkanı olmayan firmaların KAYIT DIŞI çalışması ya da yurt dışına giderek yabancı şirket kurup dışarıdan faaliyet göstermeleri mecburi olmuştur.

Halbuki ANAYASA’mıza göre ÇALIŞMA; herkesin hakkı ve ödevidir. Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışanları korumak, işsizliği önlemeye çalışmak temel görevlerindedir.

‘’  ANAYASA - V. Çalışma ile ilgili hükümler

A. Çalışma hakkı ve ödevi

MADDE 49. – Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

(Değişik: 3.10.2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır. ‘’

Ekte sunduğumuz ve davalı idare tarafından hazırlanmış İSTATİSTİK, dava konusu olan düzenlemelerin yürürlüğe girdiği ilk günden bu yana verilmiş olan belge sayılarını göstermektedir (EK-2). Buna göre 30.06.2009 tarihine kadar geçen 5 yıllık sürede H2 türü nakliye KOMİSYONCULUK belgesini alan firma sayısı sadece 64dür . Oysa Ticaret Sicil memurlukları ile Ticaret Odalarında nakliye komisyonculuğu yapan onbinlerce  şirket kayıtlıdır.

Yine davalı idare tarafından yayınlanan aynı İSTATİSTİK’de, Kanun’a aykırı olarak uydurulan R2 türü ORGANİZATÖRLÜK belgesini alan firma sayısı 166 ‘dır.

Bu  rakamlar, Yönetmeliğin taşıma sektörüne düzen getirmek yerine sektörün unsurları olan on binlerce küçük ve orta ölçekli işletmeyi ortadan kaldırdığını göstermektedir. Bu nedenle ülkemizdeki işsizlik sayısı olağanüstü boyutlara ulaşmıştır. Diğer bir deyişle; dava konusu düzenlemenin ülkemizin ekonomik gerçeklerinden ve sosyal devlet hedeflerinden oldukça uzak olduğu, davalı idarenin kendi rakamlarıyla sabittir.

Yine davalı idare tarafından hazırlanmış ve dilekçemiz ekinde sunulan belgelerde, dava konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana kesilmiş para cezaları ilan edilmektedir (EK-3-4-5). Buna göre davalı idare;

  • 01.07.2006 – 31.12.2007 tarihleri arasında 28.369.125,00 TL
  • 01.01.2008 – 30.12.2008 tarihleri arasında 62.151.116,34 TL
  • 01.01.2009 – 30.06.2009 tarihleri arasında 37.295.642,30 TL

para cezası kesmiştir. Dava konusu düzenlemeyle ilgili denetimlerin başladığı 01.07.2006 tarihinden 30.06.2009 tarihine kadar davalı idarenin kesmiş olduğu toplam para cezası 127.815.883,64 TLdir. Bu para cezalarının büyük kısmı; fahiş ücreti nedeniyle  YETKİ BELGESİ alınamamasından kaynaklanan YETKİ BELGESİ ALMADAN FAALİYET GÖSTERME cezasıdır.

Bütün bu açıklamalar; 27255 sayılı Yönetmeliğin dava konusu yapılan maddelerinin küçük ve orta ölçekli işletmeler gibi davacı olan bizi de etkilediğini, 80 nci madde ile talep edilen belge ücretini ödeme imkanımızın olmadığını ve olamayacağını, dava konusu düzenlemenin ekonomik gerçekler ile devletin sosyal amaçlarına uygun düşmediğini göstermektedir.

Yukarıdan beri sıralanan gerekçelerle Kanun’un 33 ncü maddesindeki ‘’ ÜCRET ALINIR ‘’ ifadesinin davalı idarece ANAYASA’mızın temel felsefesine aykırı olarak sorumsuz bir şekilde kullanıldığı ve sektörün küçük ve orta ölçekli unsurlarının  sektörden dışlanarak sektörümüzün  büyük sermaye sahiplerine dikensiz bir gül bahçesi haline getirilmesi maksadıyla düzenlenmiş olduğu aşikardır.  Sektörün belli bir sermaye gurubunun hegemonyasına girdiği zaman da SERBEST REKABETTEN söz etmek mümkün olmayacaktır.

Dava konusu edilen bu düzenleme ile serbest rekabet ortamının hızla ortadan kalkacağını, ülkemizde de faaliyet gösteren CEVA isimli holdingin CEO’su sıfatıyla basına demeç veren JOHN PATTULLO ifade etmiştir. Ekte sunduğumuz gazete haberine göre JOHN PATTULLO; sektördeki lojistik ve taşıyıcı firma sayısını 220 adet olarak belirterek, bunun bile FAZLA olduğunu, gelecekte bu sayının hızla azalacağını açık olarak ilan etmektedir (EK-6).

Dünya devi olan CEVA holdingin ceosu olan kişi; bu hedefi elbette dava konusu edilen düzenlemeye güvenerek söylemektedir. Bilmektedir ki; çok yüksek belge ücretleri ile yerli şirketlerin ekseriyeti kapanacak ve meydan kendilerine kalacaktır.

İşte dava konusu bu Yönetmelik; serbest rekabet ortamını yok etme anlamında da dayanak olan Kanunlara aykırıdır. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun GENEL KURAL başlıklı 7 nci maddesininin 1 bendinde;

‘’ Taşımacılık faaliyetleri; ekonomik, seri, elverişli, güvenli, çevreye kötü etkisi en aza indirilecek, fert, toplum ve çevre sağlığı ile bunların güvenliğini olumsuz yönde etkilemeyecek ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest rekabet ortamında gerçekleştirilir ‘’ denilmektedir.

 

Özetle davalı idarenin; Yönetmelik yaparken dayanağı olan Kanun’ların bu amaçlarına uygun hareket etmesi gerekirdi.

 

Mezkur gerekçelerle 27255 sayılı Yönetmeliğin  80 nci maddesi ile EK-1 ücret listesinin İPTALİ gerekmektedir.

Davalı idarenin Benzer Uygulamalarından Karşılaştırmalı Örnekler

Davalı idare tarafından GEMİ ACENTELERİ için de 491 sayılı Kanun’a dayanılarak  25982 sayılı GEMİ ACENTELİĞİ YÖNETMELİĞİ hazırlanmıştır.

Karayolu ile taşıma yaptıran nakliye komisyoncusundan daha fazla iş ve navlun hacmine sahip olan gemi acenteleri için davalı idare tarafından belirlenen belge ücreti; ekte ibraz ettiğimiz genelgede görüleceği gibi istisnasız herkes için sadece 3000 TL’dir (EK-7). Ayrıca gemi acentelerinin TAŞIMA FATURASI DÜZENLEME haklarında da bir kısıtlama bulunmamaktadır. Yani gemi acenteleri, komisyoncu sıfatına sahip olmadan dahi NAVLUN FATURASI tanzim edebilmektedirler.

Zaten gerek ANAYASA, gerek TÜRK TİCARET KANUNU ve gerek MALİ DÜZENLEMELER açısından doğru olan da budur. Uluslararası ticari teamüller de bu yöndedir.

Yine aynı davalı idare, DEMİRYOLU ile bir seferde 400-500 ton yük taşıması yaptırabilen  nakliye komisyoncularını bu düzenlemenin dışında tutmuştur. Demiryolu ile taşımacılık yapan, yük taşıtan komisyoncu firmalar da gemi acenteleri gibi rahatlıkla taşıma faturası düzenlemekte ve yetki belgesi almadan taşıma yaptırabilmektedirler.

Bütün bu açıklama ve örnek uygulamalardan ortaya çıkan sonuç; davalı idarenin dava konusu düzenlemeyi yaparken KARAYOLU TAŞIMACILIK sektöründe yer alan büyük sermaye sahibi şirketleri koruma kaygısı güttüğü, hatta onlardan telkin aldığı, bu nedenle küçük ve orta ölçekli işletmeleri yok etmeye yönelik maddeler getirdiği gerçeğidir..

SONUÇ ve TALEP    : Yukarıdan beri açıkladığımız gerekçeler, sunduğumuz belgeler, ilişkilendirdiğimiz Yasa ve mevzuat çerçevesinde 11.06.2009 tarih 27255 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ’nin:

 

  1. Yetki Belgesi Türlerini tanımlayan 6 ncı maddesinin 13 ncü fıkrasında yer alan belge türü (R türü ORGANİZATÖRLÜK belgesi); 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 2 nci maddesindeki KAPSAM ile ticari  hayatı düzenleyen temel yasalardan olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’un 762, 808 ve 814 ncü maddelerine, 3348 sayılı Kanun’un 10 ncu maddesinin c bendine aykırı olarak davalı idare tarafından uydurulduğu,
  2. H türü yetki belgesi sahibi nakliye komisyoncularının kendi nam ve hesaplarına  taşıma yapma ve taşıma faturası düzenlemesine ilişkin  8 nci maddesinin e fıkrasının dayanağı olan 4925 sayılı  KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’nun 10 ncu maddesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 762, 808, 814 ncü maddeleri ile 213 sayılı VERGİ USUL KANUNU’nun 229 ila 232 nci maddelerine nakliye komisyoncuları yönünden aykırı olduğu,
  3. Belge ücretlerine ilişkin 80 nci maddesi ile EK-1 ücret tablosu’nun ANAYASA’nın 10, 11, 48, 49 ve 73 ncü maddeleri ile dayanağı olan 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’nun 1 nci  maddesindeki amaçlarına,  aynı Kanun’un 7 nci maddesindeki genel kurala, 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 10 ncu maddesine  aykırı olduğu, 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU’nun 33 ncü maddesindeki ‘’ ÜCRET ALINIR ‘’ ifadesinin ANAYASA’nın mezkur maddeleri ile dayanağı olan Kanunların maksat ve özüne aykırı olarak kötüye kullanıldığı ve yasama organı tarafından verilen sınırları çizilmemiş ‘’ ÜCRET ALMA ‘’ yetkisinin davalı idarece aşılarak ücret belirlemekten  ziyade ağır bir VERGİ düzenlemesi yaptığı, sektörün unsurlarını kayıt altına almaktan ziyade bizim gibi sektörün küçük ve orta ölçekli unsurlarını sektörden atmayı hedeflediği, bu maksatla da ülkemizin ekonomik gerçekleriyle örtüşmeyen fahiş ücretler belirlediği,

 

gerekçeleriyle  İPTALLERİNİ talep ediyoruz. Ayrıca duruşma da talep ediyoruz.

 

Karar Yüce Mahkemenizindir.

 

HUKUKİ DAYANAK           :  ANAYASA, TTK, İYUK, 4925 sayılı KTK, 3348 sayılı Kanun, 27255 sayılı KTY, İlgili Mevzuat

 

EKLER                                  :  Temsilname, nüfus cüzdan sureti ve dilekçede beyan edilen bütün belgeler.

                                                                                                                   21 Temmuz 2009

                                                                                                                       Saygılarımla,

 

 

 

                                                                                                                        Mehmet Yavuz         

                                                                                                                    Davacı şirketi temsilen