DAVA DİLEKÇE ÖRNEĞİ

 

İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

………. 

………… 2006                         

 DAVACI                                :  Şirket adı ve açık adresi                                                  

DAVACI VEKİLİ                  :  

DAVALI                                 :  Ulaştırma Bakanlığı - Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü  

                                                   ANKARA 

TALEP KONUSU                  :  Davalı Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü’nün 20 Şubat 2006 tarihli belge talebimize vermiş olduğu 19.04.2006 tarihli 8553-4884 sayılı yazısının  (idari tasarrufunun):

a.       iptaline karar verilmesi,

b.      kazanılmış haklarımızın korunarak ticari faaliyetimizin devamını sağlayacak R2 yetki belgesinin yönetmelikteki mali yeterlilik ve belge ücreti şartları aranmaksızın  verilmesi,

      talebidir. 

T. TARİHİ                              : 28 NİSAN 2006  

HUKUKİ NEDENLER          : Anayasa, 2577 sayılı İYUK, İlgili mevzuat, 4925 sayılı KTK 

                                                 ve ilgili mevzuat.

İZAHAT                                 :  Davamıza ilişkin izahatlarımızı yapmadan önce davalı idarenin tasarrufları için dayanak gösterdiği 25384 sayılı KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ ‘nin hukuki zemini ve  4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNU ile ANAYASA ve EVRENSEL HUKUK İLKELERİNE uygun olup olmadığını  ayrıntılı olarak ele almamız gerekmektedir.

 

İDARİ DÜZENLEMENİN (KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİNİN) HUKUKSUZ OLDUĞUNA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİMİZ

 

4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 19.07.2003 tarih ve 25173 sayılı RESMİ GAZETE’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun  34. Maddesi hükmüne göre davalı idarenin, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde;

‘’a) Taşımacılık, acente ve taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerde aranacak şartlar, verilecek yetki belgeleri ve taşıt belgeleri, her belge türü için gerekli olan taşıt kapasiteleri, taşıtların yaşı, nitelikleri, istiap hadleri ve terminal hizmetlerinde öngörülecek hususları,’’

düzenleyen yönetmelikler hazırlayarak Resmî Gazetede yayımlaması gerekmektedir.

 

Yani KANUNLA davalı idareye YÖNETMELİK düzenlemek üzere ALTI AYLIK  süreyle yetki verilmiştir. Ancak davalı idare kanunla kendisine tanınmış olan bu süreyi aşarak ilgili KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ ’ni  24 ŞUBAT 2006 tarihli  25384 sayılı RESMİ GAZETE’de yayımlamıştır. Oysa davalı idarenin Yönetmelik düzenleme yetkisi 19 Ocak 2004 tarihinde sona ermiştir. Yani davalı idare, KANUNEN yetkili olmadığı bir sürede Yönetmelik hazırlamıştır. Bu itibarla altı ay içerisinde çıkarılmayan  25384 sayılı KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ  yasal dayanağını kaybetmiştir ve kanunen ‘’YOK’’ hükmündedir. ‘’ YOK ‘’ hükmündeki bir Yönetmeliğe göre uygulama yapmak da bu nedenle hukuksuz olmaktadır ve şu ana kadar dava konusu Yönetmeliğe (idari düzenlemeye) göre yapılan bütün tasarruflar da ‘’YOK’’ sayılmalıdır.

ANAYASA ‘mızın Yönetmeliklerle ilgili 124 ncü  maddesinde;

‘’ Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.

 Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir. ‘’

denilmektedir.  Anayasamız çok açık bir ifade ile hazırlanacak yönetmeliklerin kanunlara uygun olmasını ve hangi yönetmeliklerin resmi gazetede yayınlanacaklarının da kanunda belirtilmesini emretmektedir.

Davalı idare, ANAYASAMIZIN emrettiği şekilde kanuna uygun bir yönetmelik düzenlemesi yapmamıştır. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun uygulanmasını sağlamak üzere, kanunla verilmiş olan altı aylık süre içinde yönetmeliği hazırlayamamış ve resmi gazetede yayımlayamamıştır. Yani kanunla verilmiş bir yetki,  süresi geçtikten sonra davalı idarece kullanılmış ve yetkisi olmadığı halde hazırladığı bir yönetmelik ile idari tasarruflarda bulunmaya başlamıştır.

Ülkemiz bir hukuk devletidir. Herkes gibi idarelerin de bütün işlemlerinde hukuka uymaları gerekmektedir. SIKIYÖNETİM gibi güvenlik tedbirlerinin bile kanunla belirlenen sürelerde uygulandığı, kanuni süre uzatımı bulunmayan hallerde bu tür tedbirlerin sona erdiği kamunun malumudur. Güvenlik uygulamalarında bile aranmakta olan yasal dayanak, bu tür düzenlemeler için de doğal olarak aranmalıdır ve idari uygulamalarda yasal boşluğa yer verilmemelidir. Hukuka olan bağlılık ve saygı bunu gerektirmektedir.

 

Dava konusu yönetmelik YOK hükmünde olmasına rağmen dayanağı olan 4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNA aykırı olan yönlerini de sayın mahkemenize  arz etmek zorundayız.

YÖNETMELİĞİN  (4925 sayılı) KARAYOLU TAŞIMA  KANUNUNA

AYKIRI OLAN  HÜKÜMLERİ

 

Karayolu Taşıma Kanununun GEÇİCİ 1 maddelesi müktesep haklarla ilgilidir:

‘’ KTK - GEÇİCİ MADDE 1. Bu Kanuna göre yürürlüğe konulacak yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce yetki belgesi almış olanlar hariç, şehirlerarası eşya taşımacılığı konusunda taşımacılık, acentelik, taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapan gerçek ve tüzel kişiler başvurudaki şartlar aranmaksızın yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde yetki belgesi almak zorundadırlar. Zorunluluk halinde bu süre Bakanlıkça altı aylık dönemlerle en fazla bir yıl uzatılabilir.

İlk defa yetki belgesi almak isteyenlerin talep ettikleri yetki belgesi ile ilgili faaliyette bulunduklarını belgelemeleri gerekmektedir. Belge alma süresi bitiminden sonra müracaat edenlere bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmelik hükümleri uygulanır.’’

 

ANAYASAMIZIN 124 ncü maddesine göre kanunlara uygun olması gereken yönetmeliğin  (idari düzenlemenin) GEÇİCİ 1 nci maddesi, KANUNDA sınırları çizilen GEÇİCİ 1 nci madde hükümlerini şu şekilde düzenlemektedir: 

        ‘’ KTY – Geçici Madde 1- Yürürlükten kaldırılan Yönetmeliklere göre, geçici olarak verilenler dahil yetki belgesi almış olanlar,  bu Yönetmeliğin ilgili yetki belgesi sahipleri için öngördüğü şartlarını bir yıl içinde yerine getirmek  zorundadırlar. Tanınan bu bir yıllık süre dolmadan yetki belgesi süresi bitenlerin, bu Yönetmeliğin öngördüğü şartları sağlayamaması halinde, yetki belgesinin süresi, uyum sağlamaları için verilen bir yıllık sürenin geriye kalan süresi kadar, sağlamaları halinde ise bu Yönetmeliğin öngördüğü beş yıllık süre için yenilenir.

(Değişik: RG 08/09/2004-25577) Yürürlükten kaldırılan yönetmeliklere göre yetki belgesi almış olanların yetki belgeleri; bu Yönetmelikte öngörülen şartları uyum sağlamaları için verilen süre içerisinde yerine getirmemeleri halinde, iptal edilir.’’

 

Yönetmeliğin GEÇİCİ 1 maddesi ile getirilen düzenlemenin KANUNLA getirilmiş olan düzenlemeye uyan hiçbir yönü bulunmamaktadır. KANUN, yönetmeliğin yayımı tarihinden önce yetki belgesi almış olanları bütünüyle yeni düzenlemeden hariç tutmaktadır. Fakat bu kanuna uygun olması gereken yönetmelik, geçici olarak verilenler de dahil olmak üzere yetki belgesi almış olan herkesin BİR YILLIK SÜRE İÇERİSİNDE  yönetmelik şartlarını yerine getirmelerini istemektedir.  Kanun, yetki belgesi olanları hariç tutup yetki belgesi olmayan fakat yönetmeliğin yayımı tarihinden önce aynı tür faaliyette bulunduklarını belgeleyen ŞEHİRLERARASI eşya taşımacılığı ile iştigal edenler için bir yıllık başvuru süresi belirleyip bu süreçte başvuranlardan yeni düzenlemedeki şartların aranmayacağını kayıt altına alırken, YÖNETMELİK tam tersini yapmaktadır. Kanunla belirlenen bir şartın tam tersini yapmanın kanuna uyarlığından bahsetmek mümkün değildir.

 

KANUN, davalı idareye böyle bir yetki vermemiştir. Davalı idarenin YOK hükmündeki bu düzenlemeye göre yaptığı işlemler bu yönüyle de YASAL değildir.

 

Daha önce yetki belgesi almış olanları yeni düzenlemeden  hariç tutan Kanunun GEÇİCİ 1 maddesi, yönetmeliğin yayımı tarihinden önce şehirlerarası eşya taşımacılığı konusunda taşımacılık, acentelik, taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapan ve ilk defa yetki belgesi alacak olan gerçek ve tüzel kişilerin başvurudaki şartlar aranmaksızın yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde yetki belgesi almasını  zorunlu kılmaktadır. İlk defa yetki belgesi alacak olanlardan  Kanunun istediği tek şart;  yetki belgesi almak isteyenlerin talep ettikleri yetki belgesi ile ilgili faaliyette bulunduklarını belgelemeleridir. Bu belgelendirme işleminin de doğal olarak  TİCARET SİCİL KAYDI, VERGİ MÜKELLEFİYET KAYDI gibi resmi belgelerle yapılacağı açıktır. KANUN BÖYLE EMRETMEKTEDİR.

 

Fakat davalı idare, düzenlediği yönetmelik ile yetki belgesi olsun olmasın yılardır faaliyet gösteren bütün şirketlerin  MÜKTESEP HAKLARINI dikkate almadan  BİR YIL  içinde yönetmelik şartlarını yerine getirmesini istemektedir.  Oysa DAVALI İDARENİN BÖYLE BİR YETKİSİ KANUNEN BULUNMAMAKTADIR.

 

Kaldı ki KANUN, bu uygulamanın da sadece şehirlerarası eşya taşımacılığı konusunda taşımacılık, acentelik, taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapan ve ilk defa yetki belgesi alacak olan gerçek ve tüzel kişileri kapsadığını belirtmekte, uluslararası eşya taşımacılığı konusunda taşımacılık, acentelik, taşıma işleri komisyonculuğu yapanlar için bir süre belirtmemektedir..  Davalı idare; yukarıda izah ettiğimiz gibi yasal dayanağı olmadan, yetkilerini aşarak düzenlemeye çalıştığı şehirlerarası taşıma işleri için getirilmiş olan belegelendirme sürecini, uluslararası taşıma işlerini yapanlar için de uygulamak istemektedir. Oysa böyle bir kanuni yetkisi bulunmamaktadır.

 

Kanunun ilgili hükmüne aykırı olan bu düzenlemenin iptali gerekmektedir.

 

YÖNETMELİK DÜZENLEMESİNİN KANUNLA UYUŞMAYAN, KANUNUN KENDİSİYLE ÇELİŞEN  DÜZENLEMESİ

 

4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, GEÇİCİ 1 nci madde ile kazanılmış hakları gözetmiş ve böylece evrensel hukuk kurallarına uyan bir düzenleme yapmıştır. Çünkü evrensel hukukun  en önemli ilkesi;  KANUNLARIN  aleyhte olan hükümlerinin GERİYE DOĞRU UYGULANAMAYACAĞI  ilkesidir.

 

Eğer böyle bir ilke olmasaydı,  getirilen her yeni düzenleme doğal olarak geriye doğru da uygulanır ve geçmişin şartlarına uygun olarak hak elde edenlerin bu hakkı kaybetmeleri söz konusu olurdu. Bugün ülkemizde devlet memuru olabilmek için ÜNİVERSİTE mezunu olmak, temel şartlardan biri haline gelmiştir.. Ancak bu şartlar, orta okul yada lise mezunu olarak işe girmiş kişilerin haklarına bir zarar getirmemekte ve emekli olana kadar kazanılmış hakları saklı kalmaktadır. İşlediği suça karşı yargılandığı dönemdeki yasalara göre hüküm giyenlerin cezaları, aleyhte olan düzenlemelerden etkilenmemekte ancak lehine olan düzenlemelerden yararlandırılarak mağduriyetin önlenmesi  sağlanmaktadır.

 

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.. Mesela  inşaat ruhsat harçları yeniden belirlendiğinde geriye dönülüp inşaat ruhsatlarını daha önceden almış ve hatta inşaatlarını tamamlamış olanlardan harçlardaki artışlar oranında fark talep edilmemektedir. Her yeni düzenlemeden önce kurulan kurulmuş, yapılan yapılmıştır. Her yapı yada oluşum, kendi döneminde geçerli olan bir yasaya dayanmaktadır ve getirilen yeni düzenlemelerle YOK sayılması yada VAR sayılması için yeni şartları yerine getirmesinin istenmesi HUKUK DEVLETİNİN VARLIĞI ve SÜREKLİLİĞİ ile bağdaşamaz..Sayın mahkemenizde müktesep hakların korunmasına ilişkin örnek kararların var olması oldukça doğaldır. Evrensel hukukun bu vazgeçilmez ilkesini nazarı dikkate alarak  KARAYOLU TAŞIMA KANUNUNUN GEÇİCİ 2 nci maddesini ele almak istiyoruz.

 

‘’KTK - GEÇİCİ MADDE 2. Geçici 1 inci maddede öngörülen süre içerisinde yetki belgesi alan taşımacılar, acente ve taşıma işleri komisyoncuları ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapanlar yetki belgesi aldığı tarihten itibaren iki yıl içerisinde durumlarını bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmeliğe uydurmak zorundadırlar.’’

 

Yıllar önce o günkü yasa ve düzenlemelere göre tescil edilerek ticari faaliyetlerine başlamış olan şirketlerin yada gerçek kişilerin GEÇİCİ 1 nci madde ile güvence altına alınmış olan mevcudiyetleri, GEÇİCİ 2 nci  madde ile iki yıllık bir süreye bağlanmakta, bu süre içinde şartlara uyulmaması halinde ticari faaliyetinin sona ereceği belirtilmektedir. Yani yıllarca bu işi yapmakta olan bir şirketin çalışma şartları, iki yıl sonunda işe yeni başlayan bir  firma ile aynı kategoriye getirilmektedir. Geçmişten gelmenin kazanılmış bütün hakları, iki yıl sonunda ortadan kalkmaktadır. GEÇİCİ 2 nci maddenin var olduğu bir yasal düzenlemede GEÇİCİ 1 nci maddenin hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Bu maddenin varlığı ve etkin olması nedeniyle KAZANILMIŞ HAKLARIN korunduğundan bahsetmek mümkün değildir.

 

Bu düzenlemeden yola çıkarsak, devlet memuru olabilmenin yeni koşullarını yerine getirebilmeleri için yıllardır memuriyet görevlerine devam eden orta yada lise mezunu memurların da iki yıllık bir süreç içinde yeni memuriyet şartlarını karşılar hale gelmeleri (mesela en az iki yıllık bir yüksek okul diploması getirerek şartları karşılamaları) istenebilir, aksi halde yeni şartlara uyamayanların memuriyetlerine son verilebilirdi.

 

İşte hukuk devleti olmak, kazanılmış hakları güvence altına almak bu nedenle önemlidir. Eğer kazanılmış haklar kolayca ortadan kaldırılabilseydi; ne uzun yıllara dayanan bir çalışma hayatımız, ne de emekli olabilmemizi ve devletin sosyal imkanlarından yararlanmamızı sağlayacak yasal bir dayanağımız olurdu.

 

Hukuk devleti olmak;  yeni düzenlemeler yaparken yapılanı yıkmamak, yok saymamak, kazanılmış haklara saygılı olmakla doğru orantılıdır.

 

Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu’nun Geçici 2 nci maddesini, kazanılmış hakları iki yıllık bir zaman dilimi içinde yok etmeye yönelik bir düzenleme olduğu ve GEÇİCİ 1 nci maddeyi işlevsiz hale getirdiği için EVRENSEL HUKUK KURALLARINA uygun bulmadığımızı beyan ediyoruz.  

 

Bu madde, kanunun geçici 1 nci maddesi ile güvence altına alınmak istenen kazanılmış hakları yok ettiği ve evrensel hukuk kuralını çiğnediği için iptal edilmelidir.

 

Kanundaki GEÇİCİ 2 nci madde, Karayolu Taşıma Yönetmeliği ile aşağıda belirtilen şekilde düzenlenmiştir:

 

‘’KTY - Geçici Madde 2- (Değişik: RG 08/09/2004-25577) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıktan herhangi bir yetki belgesi alınmadan yapılabilen faaliyetleri yapan gerçek ve tüzel kişiler; ilgili belgeleri ibraz etmek koşuluyla bu Yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentleri ile 13 üncü maddesindeki şartlar aranmaksızın, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıllık süre içinde yetki belgesi almak zorundadır. Zorunluluk halinde bu süre, Bakanlıkça altı aylık dönemlerle en fazla bir yıl uzatılabilir. Yetki belgesi alma süresi bitimine kadar müracaat etmeyenlerin faaliyetleri durdurulur ve bu tarihten sonra müracaat edenlere bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.

      

       Bu durumda olanların yetki belgesi almak istemeleri halinde; talep ettikleri yetki belgesi kapsamındaki faaliyetleri, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yaptıklarını belgelemeleri şarttır.

 

       Bu madde kapsamında yetki belgesi alanlar, yetki belgesi aldığı tarihten itibaren iki yıl içinde durumlarını bu Yönetmeliğe uydurmak zorundadırlar. Bu şekilde yetki belgesi alanların yetki belgeleri; bu Yönetmelikte öngörülen şartlara uyum sağlamaları için verilen süre içerisinde yerine getirmemeleri halinde, iptal edilir.

 

          (Değişik: RG 15/12/2004-25671) Bu madde kapsamında K türü yetki belgeleri hariç olmak üzere ilk defa yetki belgesi alacak olanların yetki belgesi alma tarihlerine göre yetki belgesi ücretleri, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren;

          İlk üç aylık dönem içinde yetki belgesi alanlara % 40,

          İkinci ve üçüncü üç aylık dönem içinde yetki belgesi alanlara % 25,

          Dördüncü üç aylık dönem içinde yetki belgesi alanlara % 20,

oranlarında indirimli olarak uygulanır.’’ 

Davalı idare, Kanunun GEÇİCİ 2 nci maddesinde yer almayan bir tanımlama ile ‘’Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıktan herhangi bir yetki belgesi alınmadan yapılabilen faaliyetleri yapan gerçek ve tüzel kişiler; ilgili belgeleri ibraz etmek koşuluyla bu Yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentleri ile 13 üncü maddesindeki şartlar aranmaksızın, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıllık süre içinde yetki belgesi almak zorundadır’’ gibi bir sınırlama başlatmıştır. Oysa Kanundaki tanımlamada daha önce yetki belgesi alınan veya alınmayan gibi tanımlama yoktur. KANUN, YÖNETMELİKTEN ÖNCE BELGE ALANLARI HARİÇ TUTARAK TANIMA UYAN İŞLERİ YAPTIKLARINI BELGELEYEN BÜTÜN GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN BİR YILLIK SÜRE İÇİNDE BELGEYE MÜRACAAT ETMELERİ HALİNDE YÖNETMELİKTEKİ ŞARTLAR ARANMAKSIZIN BELGELERİNİN VERİLECEĞİ ANCAK İKİ YIL İÇİNDE KENDİLERİNİ YÖNETMELİK ŞARTLARINA UYDURMALARI İSTENMEKTEDİR. 

Bu açıklamalarımızın ışığında dava konumuza gelmek istiyoruz... 

Şirketimiz 10 Ağustos 1998 yılında 20372.sicil numarası ile TİCARET SİCİLİNE kayıt olmuş, ana sözleşmesinde NAKLİYE İŞLERİYLE İŞTİGAL EDECEĞİNİ beyan etmiş, aynı yıl 6130157781  sicil numarası ile VERGİ KAYDINI yaptırmış  23216 sicil nolu TİCARET ODASI üyesi tüzel bir kişiliktir. Ülke olarak yaşadığımız ekonomik krizlere rağmen varlığını sürdürebilmiştir. Anayasımızın emrettiği şekilde Vergi Kanunları ile getirilen düzenlemelere uygun olarak mali gücüne göre tahakkuk eden vergilerini ödemiştir. Yani şirketimiz, kayıt altında olan bir vergi mükellefidir. Yaptığı her işlem,  resmi makamların bilgisi ve onayladığı belgeleri ile yapılmaktadır.

 

Şirketimiz, her hangi bir zorunluluğu olmamasına ve resmi makamlarca aranmamasına rağmen 1999 Yılında DAVALI İDARE tarafından verilmekte olan 7111 sayılı G türü acentelik belgesini de E 0741091/29784  nolu vezne makbuzu ile 50 milyon TL belge harcı ödeyerek almıştır. Ancak acenteliğini yaptığımız firmalarla olan sözleşmemiz belge süresinin bitiminde uzatılmadığı için G türü belgemiz yenilenmemiştir ancak ticari faaliyetimiz yasalara ve kuruluş amaçlarına uygun olarak  devam etmiştir.

 

Özetle şirketimiz, kendi halinde küçük ölçekli bir tüzel kişilik olup nakliye pastasından geçimini ikame edecek bir pay almaktadır. HER ANLAMDA KAYIT ve KONTROL ALTINDADIR.

 

Şirketimiz 20.02.2006 tarihinde bir dilekçe ile DAVALI İDAREYE BAŞVURARAK  4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun GEÇİCİ 1 nci  maddesine ve davalı idarenin bakanı sayın Binali Yıldırımın’ın 05 OCAK 2006 tarihindeki genel kurulda  TBMM tutanaklarına geçen sözlerine uygun olarak  yeni düzenlemedeki  ŞARTLAR ARANMAKSIZIN faaliyetine uyan R2 (ULUSLAR ARASI ve YURTİÇİ ORGANİZATÖRLÜK) yetki belgesinin verilmesini talep etmiştir.  Davalı idare bu talebimize cevaben 28.04.2006 tarihinde tebellüğ edilen  8553-4884  sayılı yazıyı göndermiştir.

 

Davalı idarenin gönderiği cevapta özetle ‘’ ..Yetki belgesi alınması süresinin altışar aylık dönemler halinde bir yıl daha uzatıldığından bahisle daha önce C5, G ve H türü yetki belgesi olan gerçek ve tüzel kişilerin R2 yetki belgesi talep etmeleri halinde  Yönetmeliğin 12 nci maddesinin (e) ve (f) bentleri ile 13 ncü maddesinde öngörülen şartlar aranmadan %40 dan başlayan indirim imkanı da sağlanarak bu esaslar çerçevesinde müracaat sahiplerinin R2 yetki belgesi talepleri karşılanmıştır… Firmanınızın da yetki belgesi almasının ve yenilemenin şartlarına ilişkin bilgi ve belgeleri tamamlayıp müracaat etmesi halinde, talebiniz değerlendirilecektir..’’ denilmektedir. Bu cevap ile davalı idare, müktesep haklarımızın korunarak ticari faaliyetimize devam etmemizi sağlayacak yetki belgesi talebimizi reddetmektedir. Bizim de şirket olarak aşağıda ayrıntılarıyla açıklayacağımız  Yönetmelikteki mali kriterleri karşılama imkanımız olmadığından, ticari faaliyetimizi durdurmamız gerekmektedir. Faaliyetimizin durması ve şirketimizin kapanması durumunda ailece geçim sıkıntısına gireceğimiz, vergi mükellefiyetliğimiz sona erince BAĞ-KUR sigortalılığımızın da sona erecek olmasıyla  ailece sosyal güvenceden de yoksun kalacağımız; özetle iş kaybı, geçim sıkıntısı ve sosyal güvenceden yoksun kalma nedeniyle  mağduriyet yaşayacağımız bir gerçektir.

 

Davalı idarenin cevabındaki C5, G ve H türü belgesi olanların R2 yetki belgesi talep etmeleri gibi bir husus Kanunla düzenlenen yada yapılması istenen bir işlem değildir. Kanun; Geçici 1 nci maddesi ile yukarıda da açıkladığımız gibi, yönetmeliğin yayımı tarihinden önce yetki belgesi almış olanları bu düzenlemelerden hariç tutmuştur. Kanun, yönetmelikten önce faaliyette bulunan ancak yetki belgesi bulunmayan gerçek ve tüzel kişilerin bir yıllık süreç içinde başvuruda bulunmaları halinde yönetmelikteki şartlar aranmaksızın yetki belgelerinin verilmesini, GEÇİCİ 2 nci maddesi ile de (her nekadar karşı da olsak) iki yıllık bir süreçte kendilerini yönetmelikteki şartlara uydurmalarını istemektedir.

 

Oysa davalı idare bunun tam aksini yapmakta, daha önce yetki belgesi alanların bir yıllık zaman zarfında başvurmaları halinde Yönetmelikteki bazı maddelerden muaf tutulacaklarını ve belge ücretlerininde %40 dan başlayan oranlarda iskonto yapılarak alınacağını belirtmektedir.  Davalı idare, daha önce yetki belgesi olmayan gerçek ve tüzel kişileri ise bu uygulamanın dışında tutmaktadır. Oysa ilgili KANUN, böyle bir düzenlemeye cevaz vermemektedir. Davalı idarenin yaptığı düzenleme ve bu düzenlemeye göre uygulamaya koyduğu idari tasarruflar, kanuni dayanaktan yoksundur.

 

Davalı idare, daha önce yetki belgesi olanların belirlenen süre zarfında yetki belgesine müracaat etmeleri halinde kendilerinden Yönetmeliğin 12 nci maddesinin  (e-f ) bentleri ile 13 ncü madde hükümlerinin aranmayacağını, KANUNUN GEÇİCİ 1 nci maddesindeki hükme uygunmuş gibi ifade etmektedir. Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ( e-f) bentleri  ile 13 ncü maddesi ne istemektedir:

 

‘’ Madde 12 - Yetki belgesi alabilmek için;

    e) (Değişik: RG 08/09/2004-25577) B3, C1, D3, E1, E2 ve K2 türü yetki belgesi talebinde bulunanlar hariç olmak üzere;

 

1) B1, C2, D1, L1, L2, M2, M3, N2, P2, R1, R2 ve T1 türü yetki belgesi talebinde bulunanların, gösterecekleri faaliyet alanlarına uygun en az birer adet üst düzey yönetici ve orta düzey yönetici Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip olmaları veya bu belgelere sahip kişi veya kişileri istihdam etmeleri,

 

            2) A1, A2, A3, B2, C3, D2, F1, F2, G1, G2, G3, G4, H2, H1, K1, K3, M1, N1, P1, T2 ve T3 türü yetki belgesi talebinde bulunanların, gösterecekleri faaliyet alanlarına uygun en az bir adet orta düzey yönetici Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip olmaları veya bu belgeye sahip kişi veya kişileri istihdam etmeleri,

 

f) İşletmenin kurulması, yükümlülüklerini yerine getirebilmesi ve iyi yönetilmesini sağlamaya yönelik olarak yetki belgesi türlerine göre bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirlenen gerekli kapasite veya tonaj şartlarına ve mali yeterlilik değerlerine sahip olmaları,’’ 

 ‘’  Madde 13- (Değişik: RG 15/12/2004-25671) — Yetki belgesi almanın veya yenilemenin özel şartları belge türlerine göre aşağıda belirtilmiştir.

       b) R2 yetki belgesi almak için başvuranların;

          1) Sermayelerinin en az 300 milyar Türk Lirası  olması,    

          2) Bakanlığa 200  milyar Türk Lirası  tutarında kati ve süresiz banka teminat mektubu vermeleri,

          şarttır. ‘’ 

Özetle davalı idare, daha önce yetki belgesi almış olan gerçek ve tüzel kişilerin süresi içinde başvurmaları halinde sadece 12 nci maddede şart koşulan belge türlerine göre istihdam edilecek personelin mesleki yeterlilik belgesine   sahip olması şartı ile en az 300 milyar liralık şirket sermayesi ve 200 milyar liralık teminat mektubu şartının aranmayacağını, bu şartların iki yıl içinde yerine getirilmesi gerektiğini söylemektedir.

Daha önce de açıkladığımız gibi Kanun; davalı idarenin uygulamasının tam tersini söylemektedir. Kanun; yetkisi belgesi olanları hariç tutun, yetki belgesi olmayan ama faaliyet gösterdiğini belgeleyen gerçek ve tüzel kişilerin belge taleplerini yönetmelikteki şartları aramadan karşılayın diyor.

 

KANUNUN EMRETTİĞİ YETKİ BELGESİ KRİTERLERİ NELERDİR

 

4925 sayılı KARAYOLU TAŞIMA KANUNUNUN 5 nci maddesinde yetki belgesi almak isteyen gerçek ve tüzel kişilerde aranacak kriterler düzenlenmiştir..

 

’KTK MADDE 5 — Taşımacılık, acentelik ve taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapılabilmesi için Bakanlıktan yetki belgesi alınması zorunludur.

Taşımacılık, acentelik ve taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yetki belgesi alınabilmesi için taşıma işleri işletmecilerinin meslekî saygınlık, malî yeterlilik ve meslekî yeterliliğe sahip olması gerekmektedir.’’

 

Kanunun istediği mali yeterlilik şartları Yönetmeliğin 13 ncü maddesi ile düzenlenmiştir. Ancak davalı idare, Kanunun 33 ncü maddesideki   ‘’verilecek yetki belgeleri ve taşıt kartlarından ücret alınır. Ücreti alınmadan yetki belgeleri ve taşıt kartları verilmez’’  hükmünü, ücret olmanın ötesindeki tarifesi ile 13 ncü maddede belirlenen mali yeterlilik şartlarının önemli bir parçası haline getirmiştir. Yönetmeliğin 13 maddesinde, şirketimizin faaliyetine uyan  R2 yetki belgesi için en az 300 bin YTL  şirket sermayesini şart koşan ve ilaveten 200 bin YTL teminat mektubu isteyen davalı idare, talep ettiğimiz belgenin ücreti olarak da  200 bin YTL gibi astronomik bir bedel istemektedir. Kaldı ki Kanunda şart koşulduğu üzere belge ücreti ödenmeden yetki belgesinin verilmeyeceği hükmü nedeniyle mali kriterlerin belirleyici unsuru olmaktadır. Bu yönüyle de Kanunun Geçici 1 nci maddesiyle müktesep haklarımızın korunması maksadıyla YÖNETMELİKTEKİ ŞARTLARIN ARANMAMASI yönündeki ifade havada kalmaktadır.

 

Şirketimizin 200 bin  YTL tutarındaki belge ücretini ödeyebilecek mali gücü bulunmamaktadır. Davalı idarenin %40 oranındaki indirimi de ödeme kabiliyetimizi sağlamamaktadır. Çünkü bu indirime rağmen talepedilen R2 yetki belgesinin bedeli 120 bin YTL’dir. Bu bedeli ödeyemediğimiz için faaliyetimize uyan R2 yetki belgesini de almamız mümkün olamamaktadır. Bu durumda şirketimizin geçmişten gelen kazanılmış çalışma hakkı da ortadan kaldırılmış olmaktadır. Oysa şirketimiz, Dünyadaki meslektaşları gibi araç sahibi olmadan TİCARET KANUNU hükümlerine göre faaliyet göstermekte olan  tüzel bir kişiliktir. Hak ve sorumlukları Ticaret Kanunu ile belirlenmiştir. Şirket kuruluşumuz da Ticaret Kanunu hükümlerine göre olmuştur. Başka ülkelerin Ulaştırma Bakanlıkları sadece araçlar için düzenlemeler yapmakta, ticari işletmelerin Ticaret Kanunlarıyla belirlenmiş olan sahalarına ilişkin düzenlemeler yapmamaktadır. Bu konuda taşımanın yeknesak teamüllerini düzenleyen ve konumu itibariyle de manevi olarak Ulaştırma Bakanlıklarının üstünde olan FIATA’ nın başkanı sayın BOES’ in davalı kurumun bakanına şahsen ve yazılı olarak bildirdiği dünya teamülleri ektedir.

 

Bu düzenleme, Ticaret Kanunu ile şirketimize verilmiş olan faaliyet izninin iptali anlamına gelmektedir. Davalı idareden daha önce 50 – 100 YTL ödeyerek alabildiğimiz belgeler için yeni düzenleme ile belge ücretlerine astronomik zamlar yapılmış olmaktadır. Bu astronomik bedellerin istenmesi nedeniyle sektördeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin ortadan kalkacağı aşikardır. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yer almadığı bir ekonomik yapının ne kadar liberal ve serbest rekabetçi bir sektör olacağı şüphelidir. Nitekim  düzenlemenin  başladığı tarihten bu yana yirmiyedi ay geçmesine rağmen  22 Mayıs 2006 gün ve saat 14.30 itibariyle davalı idareden sadece 123 şirket R2 yetki belgesi alabilmiştir. Bu bilgiler davalı kurumun web sitesinde mevcuttur. Türkiye’de araç sahibi olmadan uluslararası taşıma müteahhitliği yapan firma sayısı bu kadar olmadığına göre ortada bir gariplik bulunmaktadır. Bu uygulama neticesinde şirketimizin de aralarında olduğu on binlerce işletme zorunlu olarak kapanacaktır.  Davalı idarenin de çeşitli basın organlarına yansıyan görüşlerine göre böyle bir oluşumu hedeflediği bilinmektedir.

 

Özetle nakliye sektörü, çok büyük sermaye birikimi olanların yer alabileceği bir Pazar haline gelmektedir. Oysa aynı davalı idareye bağlı bir kuruluş olan DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI’nın gemi acentaları için hazırladığı 25982 sayılı yönetmeliğin ek ücret tarifesine göre gemi acenteliği yapan şirketlerden sadece 3 bin  YTL belge ücreti istenmektedir.  O halde aynı idarenin Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü neden 39 farklı belge icat etmekte ve 200 bin YTL tutarında  belge ücreti talep etmektedir ?

 

Avrupa Birliği ülkelerinde Mali yeterlilik uygulamasıyla, şirketlerin faaliyetlerini sürdürebilecekleri mali güce sahip olmaları aranırken, davalı idare bu kriterle var olduğu da şüpheli olan  bir bedeli şirketlerin ellerinden alarak onları faaliyetlerini sürdüremez hale getirmektedir. Bunun adını da mizahi bir yaklaşımla MALİ YETERLİLİK koymuştur. Oysa bu uygulamanın adının MALİ YETERSİZLİK olması düzenleme için daha uygun olurdu. Avrupanın ve Dünyanın hiçbir ülkesinde mali yeterlilik adı altında böyle bir belge ücreti uygulaması yoktur. Bu yönüyle davalı idare, işletmelerin birer ortağı olmakta ve taş atıp kolunu dahi yormadan maktu bir kazanç sağlamaktadır. Belgelerin geçerlilik süresinin beş yıl olması nedeniyle davalı idarenin  bu maktu kazancı da süreklilik kazanmaktadır. Yani davalı kurum, bu düzenlemesi ile belge alan her şirketin sadece KÂR’ına ortak olan, payını da faaliyet yada kazanç olsun olmasın peşin olarak tahsil eden  farklı bir ortaklık türü ortaya çıkarmaktadır. Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden, herhangi bir hisse koymadan, zarar ve ziyana karışmadan idari bir düzenleme ile kurulmak istenen bir ortaklık türü… Böyle bir ortaklık türü, kölelik de dahil hiçbir ekonomik sistemde yoktur.

 

Bu uygulama nedeniyle şirketimiz çalışamasa, kazanç sağlayamasa, zarar etse dahi davalı idareye belge ücreti adı altındaki bu maktu ortaklık payını sürekli olarak vermek zorundadır. Bu uygulamanın sosyal hukuk devleti olma ilkeleriyle bağdaşır bir yanı bulunmamaktadır. Burada davalı idare kamu amacı güden sosyal bir hukuk devleti gibi değil, KÂR  amacı güden hırslı bir tüccar gibi hareket etmektedir ki, buna hukuken yetkisi olsa bile vicdanen hakkı yoktur.

Anayasamızın Vergi ödevi ile ilgili 73 maddesi:

’Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır ’’ demektedir.

ANAYASAMIZ, vatandaşları ayrım yapmaksızın aynı oranda ya da aynı seviyede vergi ödemekle görevlendirmiyor. Herkesin mali gücüne göre vergi vermesini şart koşuyor. Oysa davalı idare, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ödedikleri vergilerin çok üstündeki bedelleri belge ücreti olarak talep etmektedir. Yıllık 50 bin YTL ciro yapan da, 500 bin YTL  ciro yapan da hatta milyon dolarlık ciro yapan yabancı sermayeli bir şirket de R2 belgesi aldığı zaman 200 bin YTL bedel ödemektedir.

Anayasamızın vergi konusunda bile göstermiş olduğu mali güç dengesi  davalı idare tarafından gözetilmemiştir.

Bu seviyeleri ile belge ücretleri, mali yeterlilik şartının yıkıma neden olabilecek bir unsuru haline gelmiştir. Astronomik seviyesi ile bu belge ücretleri, birer varlık vergisi halini almıştır. Karayolu Taşıma Kanunu, belgelerden ücret alınmasını talep etmiştir. Oysa getirilen düzenleme ile Kanunla konulmamış bir varlık vergisi talep edilmektedir.

Ülkemizin ekonomik gerçekleriyle bağdaşmayan  200 bin YTL tutarındaki belge ücreti tarifesinin iptali gerekmektedir. Kanun, belge ücreti alınması için yetki vermiştir. Ancak bu yetkinin abartılarak ve şirketlerin batırılarak uygulanmasına müsaade edilmemelidir. Danıştay 10 ncu dairesinin 58 nci hükümet tarafından otoyol ve köprü geçiş ücretlerine yapılan  %300 oranındaki zamları iptal etmesi, hükümetlerin istediklerini yapma yetkisine sahip olmadıklarının bir kanıtıdır. Hükümetlerin ALİ KIRAN BAŞ KESEN uygulamalarına göz yumulsaydı, hukuk devleti olduğumuz söylenemezdi. Yargının iptal ettiği ek taşıt vergileri, elektrik tarifeleri yönetmeliği, ASKİ’nin kartlı su sayaçları uygulaması idarenin her istediğini yapma hakkının bulunmadığını gösteren hukuki kararlardır ve karar örnekleri ektedir..

BU AÇIKLAMALARIMIZIN NİHAYETİNDE;

 

‘’ YOK ‘’ hükmündeki bir yönetmeliğe göre düzenleme yapılmasının KANUNA uygun olmadığı, bu yönetmeliğe göre yapılan işlemlerin de geçersiz olduğu Türk Milleti adına  vereceğiniz  kararla belgelenmelidir.

 

Çünkü idari yargının ana ereği; idarenin, idare hukuku alanı ve kanun çerçevesi içinde kalmasını sağlamaktır. Başka bir deyimle idari yargı denetiminin amacı; idarenin, kanunların verdiği yetkileri aşması veya kötüye kullanması ya da hukuka ve mevzuata aykırı işlem veya eylem tesis etmesi hallerinde, bu eylem ve işlemleri yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden iptal etmek suretiyle idareyi hukuk alanı içinde kalmaya zorlamaktır

 

TALEP                                   :  Yukarıdan beri açıkladığımız nedenlerle idari işlem açıkça yasalara, kanuna ve mevzuata aykırı olup uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararlar doğacağından İŞLEMİN İPTALİ KOŞULLARI MEVCUT olup:

a)      Açıkça usule ve yasalara aykırı olan idari tasarrufun iptaline,

b)      Kazanılmış haklarımızın gözetilerek faaliyetimize uyan R2 yetki belgesinin yönetmelikteki mali yeterlilik ve belge ücreti şartları aranmaksızın  verilmesine,

c)      Her türlü mahkeme masrafının davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini,

Saygı ile arz ve talep ederim.                                                                                 

                                                                              Davacı şirketi temsilen,                                                    

 Ekleri   :

a)      Şirket belgeleri

b)      İlgili yazılar

c)      İlgili belgeler

 

 
 

Dava Dilekçe örneğini  YAZDIR

 

    

ÖNEMLİ

  1. Bulunduğunuz şehir yada bölgedeki İDARE MAHKEMESİ 'ne hitaben dava dilekçesini düzenleyiniz ve bütün ekleri ile birlikte 2 (iki) takım halinde mahkemeye ibraz ediniz.

  2. Dava dilekçesini şirketinize ve belge türünüze göre düzenleyiniz.

  3. Bakanlıkla olan yazışma tarihlerinize göre ilgili bölümleri doldurunuz.

  4. Şirket ve yazışmalarınızla ilgili kendi belgelerinizi ekleyiniz.

  5. Ekteki standart belgeleri de dilekçenize ekleyiniz. ( Eklenecek standart belgeleri yazdırmak için aşağıyı tıklayınız.)

  6. Dava harcı 24 YTL olup posta masrafı da bulunulan şehre göre takriben 50 YTL tutmaktadır.

 

 

Belgeleri  YAZDIR