Çağlayan Mitingi

 

 

 

 

 

 



 

ARAMIZDA… 

Nicedir Ata’mızın ve şehitlerimizin ruhları acılar içindeydi.. Canları pahasına büyük fedakârlıklarla düşmandan kurtarıp bizlere emanet ettikleri bu topraklar, dahili ve harici düşmanların tehdidi altındaydı. 

Kanla alınıp canlar pahasına yokluklar içinde tesis edilen cumhuriyet kurumları, özelleştirme adı altında elin yabanına peşkeş çekilmekte; vatan toprakları, padişahlara bile parmak ısırtacak bir pervasızlıkla ‘’ babalar gibi ‘’ hovardaca elden çıkarılmaktaydı… 

Uzlaşarak, danışarak yapıyoruz dedikleri bütün düzenlemeler üreticinin, girişimcinin ve nihayetinde ülkemizin aleyhineydi.. Çünkü onların danıştıkları yerler arasında her ne kadar küçük ve orta ölçekli girişimciler, üreticiler olsa da talimat aldıkları ve itaat ettikleri yer hep AB ile ABD makamları ve dahildeki satılmış işbirlikçileri oluyordu.. 

Hakkını arayan horlanıyor, küçümseniyor ve önemsenmiyordu… Satılmış tekelci sermayenin tavsiyelerini emir telakki edenler, buna karşı çıkan çoğunluğu ‘’ hariçten gazel okuyanlar’’ diye niteliyor, ne haliniz varsa görün diyerek sokağa atıyordu. 

BORSA SENDROMU.. 

Ülkenin varlığı ve bekasıyla alakalı karar verme süreçlerinde ön plana hep BORSAYI çıkardılar.. Borsanın düşmemesi vatanın düşmesinden daha önemliydi onlar için.  

Bu borsa hikayesini öylesine pazarladılar ki; orada tek kuruşu olmayan sade vatandaşlar bile borsanın ne olacağını önemser hale geldi. Borsa yükseldiğinde kazanan kendisiymiş gibi sevinmeye, düştüğünde de kaybeden kendisiymiş gibi üzülmeye başladı.. Ülke menfaatleri ikinci plana atıldı. 

Askerimizin başına çuval geçirildi, onurumuzla oynandı. Onlar, aman borsa etkilenmesin diyerek sinemize çektirdiler..  

Kıbrıs’ta RUM’un oyuncağı olduk. Onlar, aman borsa incinmesin diyerek taviz üstüne tavizler verdiler...  Kıbrıs’taki varlığımızı kendi halkımızın gözünde bile işgalci durumuna düşürdüler.. BORSA tavan yaptı diye sevindiler.. 

Tesislerimizi ve topraklarımızı özelleştirme adı altında kişisel kazanç kapısı yaptılar, itiraz edenleri BORSAYI düşürecek diye halka şikayet edip bildiklerini okumaya devam ettiler. 

Düne kadar hayatını bize sığınarak koruyabilen peşmerge, ABD’ye sığınıp sutre gerisinden ülkemize posta koymaya başladı. Ama onlar, BORSA alınmasın diye gelen tehditleri üzerlerine almadılar hiç.. Tehdit edene haddini bildireceğine, ABD’ye şikayet ettiler. 

Son dakikalarda ülkemizin kalesine gol atmayı alışkanlık haline getirdiler ama bu golleri uzlaşma diye yutturmaya çalıştılar. 

Nakliyecimiz, kotalar ve vizeler yüzünden AB topraklarında dolaşamaz hale geldi.. Onlar, bu sorunları bertaraf edeceğine yabancı ve işbirlikçi tekellerin ekmeklerine yağ sürecek düzenlemelerle küçük ve orta ölçekli işletmelerimizi pastadan uzaklaştırmayı tercih ettiler.

Ülkemizde cumhuriyetle kazanılan bütün değerleri, ellerine geçen her fırsatta aşağılamaya ve yok etmeye buna karşılık tarihin çöp sepetine atılmış hurafeleri ilimin önüne geçirmeye çalıştılar.

Halk, olanları büyük bir sabırla izledi… Yer yer itirazlarını yaptı.. Ama istediği karşılığı hiç bulamadı.. 

MEYDANLARI  ANLAMAK.. 

TANDOĞAN ve ÇAĞLAYAN, halkın damarına basılmasının resmidir. Bu resmi çok iyi yorumlamak gerekir. 

AB yetkilileri, TSK ‘ya talimat verir gibi demokrasiye dışarıdan müdahale etmeyin diyor. Oysa demokrasimize dışarıdan müdahale eden kendilerinden başkası değil. Unutmamaları gerekir ki; TSK bu ülkenin ordusudur AB’nin değil. 

Onlar, meydanlardaki milyonların tepkisini de demokrasi olarak değil, dışarıdan demokrasiye müdahale olarak görüyorlar zahir… Yoksa, halkın sesine saygı duymak yerine abesle iştigal ederler mi ? 

Bizi gümrük birliğiyle kapıya bağlayıp kendileri serbestçe dolaşan ama bizleri  KOTA ve VİZELERLE topraklarına almayan, bu şartları her gün ağırlaştıran, hazmetme kapasiteleri belirleyen, referandumlar icat eden, tam ortaklık yerine özel statü dayatan AB değil mi ? 

Kendi ülkelerinde on kişi sokağa çıksa demokratik tepki olarak değer verip icabına bakanlar, bizdeki milyonları görmezden geliyor.. 

Bu da ilginç bir AB kriteri olsa gerek… 

Sonuç olarak ÇAĞLAYAN’da milyonlar tek yürek, tek ses olarak yürüdü.. Herkesin yüzünde atalarından aldığı emanete sahip çıkmanın mutlu gülümsemesi vardı. 

Milyonlar, borsaya değil VATANA öncelik vererek atalarının ruhlarını da şadettiler..