EKOPOLİTİK

 

 
 
 

 İşçi-memur ayrımı adil değil, açıklar için reform şart

22.12.2006 / Erdal Sağlam / Haber
 
 

 

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarı Ahmet Tıktık, sosyal güvenlik reformunun iptalinde ortaya çıkan "memurla işçi aynı statüde olamaz" yaklaşımının adil olmadığını söyledi. Anayasa Mahkemesi kaynaklarının önceki gün Referans'ta yayımlanan iptale ilişkin görüşlerini değerlendiren Tıktık, bu başlık altında ortaya çıkan yaklaşımı "talihsiz ve gayri adil" olarak nitelendirdi.

Anayasanın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" denildiğini kaydeden Tıktık, "Bu ilkeye dayanarak işçi, memur, esnaf, çiftçi, işveren gibi mesleki konumumuz ne olursa olsun hepimiz bu ülkenin insanları olmamız dolayısıyla yararlanacağımız nimetlerde de katlanacağımız külfet ve fedakârlıklarda da eşit olmalıyız" dedi.

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin nice fedakârlıklarla bugünlere geldiğini hatırlatan DPT Müsteşarı, "Ülkemiz ekonomisini sosyo-politik ve kültürel alt yapısı ile birlikte bir sistem olarak ele alırsak bu sistemin performansını iyileştirmek ve daha iyi yerlere taşımak adına fedakârlıklara eşit ve ortak katlanmalıyız" şeklinde konuştu.

 

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı Ahmet Tıktık, aktüerya esasına göre işleyen sosyal sigorta sisteminde gelir-gider dengesine göre düzenleme yapılması gerektiğini kaydetti. Tıktık, aktüerya dengesini ifade eden göstergelerden biri olan aktif-pasif oranına bakılacak olursa, Türkiye'de 1970'li yıllarda 6 çalışan 1 emekliye bakarken, bugün yaklaşık 1.7 çalışanın 1 emekliye baktığını söyledi. Aktif-pasif oranı 4.5 çalışana 1 emekli olmasına rağmen, İspanya'da sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesinin iyileştirilmesi için göç alma konusunun tartışıldığını hatırlatan DPT Müsteşarı, iptale ilişkin şunları söyledi: "Sosyal güvenlik reformu ile getirilen düzenlemeler memurlar açısından iptal edildiğinde, aktüeryal dengenin iyileştirilmesi konusunda atılmak istenen adımlardan biri engellenmiş olmaktadır. Bunun yanı sıra emekli aylığı güncelleme katsayısına ilişkin hükmün tüm sigortalılar açısından iptal edilmesiyle de aktüeryal dengelerin iyileştirilmesine yönelik benzer nitelikte atılan bir başka adım da engellenmektedir."

 

Adil ve rasyonel yaklaşılmalı

 

1991 yılında sosyal güvenlik sistemi parametreleri gevşetilerek stratejik bir hata yapıldığını ve bu hatanın maliyetinin bugün bütçeden aktarılan 23 milyar YTL olduğunu belirten Ahmet Tıktık, sosyal güvenlik sistemindeki bozulmanın, 1999'daki reform çalışmalarıyla düzeltilmeye çalışıldığını fakat tam olarak hayata geçirilemediğini ve sistemin açıklarının artmaya devam ettiğini hatırlattı. 2006 yılında sosyal güvenlik kuruluşlarına 8 milyar 190 milyon YTL'si SSK'ya, 4 milyar 779 milyon YTL'si Bağ-Kur'a, faturalı ödemeler ve ek karşılıklarla beraber 10 milyar 35 milyon YTL'si Emekli Sandığı'na olmak üzere toplam 23 milyar 4 milyon YTL transfer yapılacağının tahmin edildiğini ifade eden Tıktık, "Buradan görüleceği üzere, 4 milyar 348 milyon YTL tutarındaki faturalı ödemeler ve ek karşılıklar dahil edildiğinde Emekli Sandığı'nın açığının SSK ve Bağ-Kur'un açıkları toplamına yakın olduğu görülmektedir" dedi.

 

Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde sosyal güvenlik sistemindeki finansman açığının sürdürülemez bir hale geleceğinin herkes tarafından kabul edildiğini hatırlatan Tıktık, mevcut demografik eğilimler de dikkate alındığında sistemin finansman açığının milli gelire oranının daha da artacağını, bu durumun borçlanma üzerindeki maliyet baskısını iyice artırıp bütçe dengeleri ve faiz dışı fazla hedeflerini olumsuz yönde etkileyeceğini hatırlattı.

 

Bunun sonucunda yatırımlarda ve sosyal harcamalarda kısıntıya gidilmesinin kaçınılmaz hale gelip, sosyal devletten beklenen görevlerin yerine getirilmesinin imkânsız bir hal alacağını belirten DPT Müsteşarı Tıktık, "Bütün bu hususlar dikkate alındığında, sosyal devlet olma gereğini nasıl yerine getireceğiz? Sosyal güvenlik sistemi iflas ederse, nasıl sosyal devlet olacağız? Dolayısıyla hepimizin bu reform sürecine adil, eşit ve rasyonel bir yaklaşımla destek vermesi gerektiğine inanıyorum" diye konuştu.