Anadolu Nakliyeciler Birliği

 

İMDAAT...



SN.UNKODER BAŞKANLIĞINA

İSTANBUL

 

ak parti hükümetince naylon fatura yolsuzluğu yapanları da kapsama alanına alacak şekilde MİNİ VERGİ AFFI adı altında çıkarılmaya çalışılan affın kapsamına Türkiyenin kara nakliyesinin yükünü çeken kamyoncu vatandaşın kazandığı paraları  bir anda kendisine yetki belgesi ücreti adı altında geri alan hükümet, hangi paralar ve işler ile vergi borçlarını ödeyemeyen, plaka vergi borcunu yatırmadığı için kamyonunun fenni muayenesini yaptıramıyan gariban kamyoncunun borçlarının da bu çıkacak af kapsamına alınmasını, ödeme kolaylığı sağlanmasını bekliyoruz. Kışta kıyamette evine ekmek götüremeyen kamyoncu esnafı ille de bu  memlekette naylon fatura mı tanzim etsin de öylemi af çıkarsınlar.

Seçimlerden önce yaptığınız Sirkeci mitinglerinizdeki gibi etkinlik sağlayarak bizlerin de af kapsamına alınmasını derneğiniz aracılığı ile istiyoruz. Dilerseniz kamyonlarımızla Sirkeci meydanını veya Ankara'nın Şaşmaz yolunu 3 gün kapatalım, kilitlenelim ve sesimizi Ankara'daki sn. bakana duyuralım.

saygılarımızla.

ANADOLU NAKLİYECİLER BİRLİĞİ.KAYSERİ

SARI ÖKÜZ HİKAYESİ

Ormanın birinde...

Aslanlar toplanmış.

"Yahu" demişler, "Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok... N’aapsak?"

Bir tanesi "En iyisi, öküzlere saldıralım" demiş, "iri yarı görünüyorlar ama, ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!"

Olur mu? Olur.

Hücum!

Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer... Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.

Aslanlar aç bilaç.

N’aapsak, n’aapsak?

"Tilkiye danışalım" demişler.

Tilki "kolay" demiş, "beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..."

Kabul etmişler.

Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, "saygıdeğer öküzler" demiş, "aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o... Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!"

Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla, verivemişler sarı öküzü...

Aslanlar da afiyetle yemiş.

Bir gün, iki gün...

Tilki gene gelmiş.

"Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş ve eklemiş: "Ama şu benekli öküz var ya, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!"

Öküz heyeti düşünmüş, "otlağın selameti için" teslim etmiş benekli öküzü.

Üç gün, dört gün...

Tilki gene gelmiş.

Kuyruğu uzun olanı...

Burnu beyaz olanı...

Tombul olanı...


Tek tek alıp, gitmiş.

Otlak seyrelmiş.

Aslanlar semirmiş.

Bir gün... Tilki gelmemiş!

Gerek kalmamış çünkü.

Direkt aslan gelmiş.

"Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin" demiş.

Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, "keşke sarı öküzü vermeseydik" demiş ama, iş işten geçmiş.

*

ANLAYANA ÖZETİN ÖZETİ:

Bizler asla iş işten geçti demeyeceğiz.